YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5721
KARAR NO : 2020/5464
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; müvekilinin …lçesi …köyünde bulunan 200 parsel sayılı taşınmazın paylı maliki olduğunu, 199 parsel sayılı taşınmazın paylı maliki olan davalının, davacının payına tecavüzde bulunduğunu, ayrıca davalının ahırından akan su ve hayvan atıklarının da meyve ve sebzelere zarar verdiğini, bu akıntının sağlık yönünden de zararlı olduğunu, davalının sınırları bozduğunu, sınırlarının bozulması nedeniyle ve davalının ahırından su ve hayvan atıklarını taşınmazına akıtmak suretiyle vermiş olduğu zarara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000 TL’nin tahsili ile taşınmazına yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; sınırı bozmadığını, davacının payına yönelik bir müdahalesinin olmadığını , tazminat ödemeyi gerektirecek zarar ziyan da vermediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve zararın tazmini talebine ilişkindir..
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 297/1-c fıkrasında, hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; maddenin 2. fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde müdahalenin meni ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla zararın tazminini talep ettiği, ancak Mahkemece zararın tazmini konusunda değerlendirme yapılmadığı ve bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
HMK’nin 297/2 md gereğince dava delikçesinde yer alan her bir talep için karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.