YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5736
KARAR NO : 2020/5602
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İştirak Halinde Mülkiyette Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; davacılar ile davalının kardeş olduklarını, ortak murislerinden intikal eden ..Mah., 2101 ada 8 parselde 3 katlı bina olduğunu ve zemin katında murisin ölümünden bu yana davalının ikamet ettiğini, Anadolu 14.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/564 Esasında kayıtlı dava dosyası ile ecrimisil talepli dava açıldığını, bu davanın açılış tarihi itibarı ile intifadan men koşulunun gerçekleştiğini belirterek dava tarihinden itibaren işleyecek ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; dava konusu yapılan yerle ilgili ecrimisilin temelini oluşturan şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacılar ile davalının kök murisine ait arsa üzerinde bulunan binanın, zemin katında davalının oturduğu, davacı tarafa herhangi bir bedel ödemediği, davacılar tarafından davalı aleyhine açılan İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/564 Esas sayılı dosyasıyla intifadan men koşulunun gerçekleştiği, o davanın açılış tarihinden itibaren ecrimisil talep edebilecekleri gerekçesiyle davalının davacılara payları oranında ecrimisil ödemesi yönünde kabul karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Tüm dosya içeriği, toplanan delil ve dinlenen tanıklardan; tapu kaydına göre dava konusu 2101 ada 8 parselin davacılar ve davalının murisine ait olduğu, bu nedenle taraflar arasında elbirliği mülkiyeti bulunduğu, taşınmazın üzerinde 3 katlı bina olduğu, bir katında davalının oturduğu, bir katında dava dışı diğer paydaşın ikamet ettiği, özellikle davacı tanıklarının ifadelerine göre en üst katın ise boş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; az önce belirtmiş olduğumuz ilke çerçevesinde; paydaşın, payına karşılık kullanabileceği bir kısım yerin olduğu görülmekle, davanın reddedilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcını istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.