Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5750 E. 2020/6199 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5750
KARAR NO : 2020/6199
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkillerinin … ilçesi … Köyü 600 ve 601 parsel, … Köyü 151 parsel, 912 parsel, 323 parsel ve 305 parsel sayılı taşınmazlarda paylı malik olduğunu, davalının söz konusu taşınmazları kiralamak suretiyle gelir elde etmekte ve taşınmazların kira gelirlerinden yararlanmakta olduğunu, elde ettiği gelirden de müvekkiline isabet eden kısımları ödemediğini belirterek ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarından, tarafların paylı mülkiyetindeki tarlalarda tarım yapıldığı, kendiliğinden ürün veren yerlerden olmadığı, bu durumda intifadan men etmenin şart olduğu, davacıların bu koşulu yerine getirdiklerini ispat edemedikleri gibi davacıların davalıya annelerine bakması karşılığında paylı mülkiyetindeki tarlaları kullanması hususunda rıza gösterdiklerinin sabit olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.
Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına karşılık ecrimisil isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; ecrimisil talep edilen her bir dava konusu parselde davacıların kullanabileceği yer olup olmadığının tespiti, yine söz konusu her bir parsel için kiraya verilip kullanma durumunun olup olmadığının gösterilen deliller ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, parselin tamamının kiraya verilip verilmediği, kiraya verildiyse davacı paydaşların kullanabileceği yerin olup olmadığı, tamamının kiraya verilerek kullanım olduğunun belirlenmesi durumunda ise ecrimisile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.