Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5759 E. 2020/5926 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5759
KARAR NO : 2020/5926
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; müvekkillerinin … ilçesi … kasabasında bulunan 410 parsel sayılı taşınmazda müşterek malik olduklarını, davalının 418 numaralı yan parselin maliki olduğunu, davalının söz konusu parsel üzerinde bulunan iş yeri ve evinin müvekkillerinin parseline tecavüzlü olduğunu, bu nedenle elatmanın önlenmesine, tecavüzlü kısmın yıkılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 5.000 TL ecrimisil ödenmesine, hukuken yıkım kararı verilemeyecek ise yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 5.000 TL tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fen bilirkişisi raporunda sarı renk ile gösterilen 126.51 m² miktarındaki kısmın 410 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığının tespit edildiği, 04/04/2016 havale tarihli inşaat bilirkişi raporunda yapının taşan kısmının değerinin 109.610,00 TL olduğu, taşan kısmın arsa değerinin ise 22.772,00 TL olduğunun belirlendiği, taşkın inşaat hükümleri gereği taşan kısım üzerindeki yapının değerinin, taşan kısmın arsa değerinden yüksek olduğu belirtilerek 126,51 metrekarelik kısmın davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, belirlenen arsa değerinin davalıdan alınarak davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil, yıkımın mümkün olmaması halinde tazminat talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacıların 410 sayılı parsel üzerinde müşterek malik oldukları, davalının ise 418 sayılı parselin maliki olduğu, 418 sayılı parsel üzerinde bulunan binanın fen bilirkişi raporuna göre; sarı renk ile gösterilen 126,51 metrekarelik kısmının davacıya ait parsele taşkın olduğu anlaşılmaktadır.
1. HMK’nin 111.maddesi uyarınca; davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Söz konusu düzenleme çerçevesinde eldeki dosyada; davacıların öncelikli olarak çapa dayalı elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinde bulunduğu, yıkımın mümkün olmaması durumunda tazminata karar verilmesini istediği, davacıların asli talebinin elatmanın önlenmesi ve yıkım olması karşısında Mahkemece bu husus değerlendirilmeden doğrudan fer’i talep olan tecavüzlü kısmın arsa değerinin davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2).
Somut olayda, Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacılar vekilinin dava dilekçesinde ecrimisil talebinde bulunmasına rağmen bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Ayrıca; davalı vekilinin 27.04.2016 tarihinde vermiş olduğu dilekçede; … Asliye Hukuk Mahkemesine 2016/77 Esas numarasıyla; 410 parsel sayılı taşınmaza taşan kısımlarla ilgili temliken tescil davası açtıklarını belirttiği halde, anılan dava dosyasının iş bu dosya arasına alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması da yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.