YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5762
KARAR NO : 2020/6197
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin Rize Kalkandere ilçesi … Köyü 144 ada 2 parsel, 145 ada 7 parsel, 147 ada 4 parsel, 157 ada 1 parsel, 111 ada 30 parsel ve 143 ada 6 parsel sayılı taşınmazlarda hem intikalen hem de henüz intikali yapılmamış olan … kızı … mirasçısı olarak payının bulunduğunu, davalıların tüm bu taşınmazları uzun yıllardır kullandıklarını ve gelirinden müvekkiline herhangi bir pay vermediklerini belirterek, ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı … ve … vekili; miras olarak müvekkillerine intikal eden taşınmazların yarıya yakınının babaları, diğer kısmının ise müvekkillerinin çalışmaları sonucu çay tarlasına dönüştürüldüğü, müvekkilleri tarafından dönüştürülen çay tarlalarının gelirinden pay isteyemeyeceği, ayrıca müvekkillerinin elde ettiği gelirden davacının hissesine düşen miktarı para ve kuru çay olarak verdiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların çay bahçesi niteliği taşıdığının keşfen saptanmış olduğu, bu durumda, ecrimisil isteğinin intifadan men koşuluna bağlı tutulamayacağı, bilirkişiler tarafından davacının hissesine düşen ecrimisil miktarı belirlenerek hüküm altına altına alındığı belirtilerek, davanın … ve … yönünden kabulüne, diğer davalılar Halil İbrahim ve Mehmet yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davalı … ve … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.
Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Öte yandan; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına karşılık ecrimisil isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olayda; taşınmazların niteliği gereği intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek yok ise de; paydaşın payına karşılık her parsel yönünden kullanabileceği bir kısım yerin olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır. Mahkemece yapılması gereken; tanık deliline dayanmış ve tanık listesi bildirmiş olan davacı tanıklarını usulüne uygun tebligatla davet etmek, yine tanık deliline dayanmış davalıya tanıklarını bildirmesi için usulüne uygun süre verilmesi, bildirdiği takdirde, davacı ve davalı tanıklarını dava konusu parseller başında keşif yaparak dinlemek, dava konusu her bir parsel yönünden davacının kullanabileceği yer olup olmadığını duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlemek olmalıdır.
Kabule göre de; bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi her döneme ilişkin ecrimisil miktarı ile faizin başlangıç tarihinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Mahkemece, infazda tereddüte neden olacak şekilde 5 yıllık ecrimisilin tamamına dönem sonu ve faizin başlangıç tarihi belirtilmeksizin dönem sonları tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.