YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5792
KARAR NO : 2020/7003
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıya ait 9 nolu parselin, davacıya ait 8 nolu parsele 7,76 m2 tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek söz konusu elatmanın önlenmesini, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen ve 9 nolu parsele 8 nolu parselden tecavüzlü olan bölümün davacı adına temliken tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından davacıya ait 8 nolu parsele yapılan 7.76 m2 lik müdahalenin menine ve muhtesatın kal’ine, davacının tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
Dava konusu 118 ada 8 parsel sayılı taşınmaz davacı … adına, bitişiğindeki dava dışı 118 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ise davalı Türkiye Diyanet Vakfı adına tapuya kayıtlıdır.
1. Mahkemece yazılı şekilde “…davalı tarafından davacıya ait 8 nolu parsele yapılan 7,76 m2 lik müdahalenin menine..” karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dosya içindeki fen bilirkişi raporları incelendiğinde elatmaya konu yerin belirlenmesine ilişkin olarak iki rapor arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır. 29.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 3,38 m2 kısmın davalıya ait ev nedeniyle elatılan yer olarak belirlendiği; buna karşılık 11.08.2015 tarihli aynı bilirkişilerce sunulan ek raporda ise davalıya ait ev kroki üzerinde gösterilmeden ve müdahalenin ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan A harfi ile gösterilen 7,76 m2 kısmın müdahale edilen alan olduğunun açıklandığı, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz başında fen bilirkişisinin de katılımıyla yeniden keşif yapılması, davalının müdahalesinin krokiye bağlanmak suretiyle duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması ve tüm bu işlemler yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Davacı taraf, dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında, maliki olduğu taşınmaza davalı tarafından yapılan elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuş, kal’e ilişkin herhangi bir talepte bulunmamış olduğundan, davacının talebi aşılmak suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 26. maddesinde düzenlenen “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez” hükmüne aykırı biçimde kal kararı verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.