Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5874 E. 2020/6200 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5874
KARAR NO : 2020/6200
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin murisi olan … ile davalının eski karı koca olup … Apt. 5 nolu bağımsız bölümün 1/2 maliki olduklarını, davalının 2007 yılı Ağustos ayından bu yana taşınmazı işgal ettiğini, gerek mirasçı müvekkiline, gerekse davacının murisi olan eski müvekkiline hissesi oranında herhangi bir bedel ödemediğini belirterek, 04.11.2011 tarihinden bu yana biriken ecrimisil bedellerinin 1/2’sinin aylara göre biriken faizleri ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davalının payı oranında ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Bunun yanı sıra, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber, ecrimisil bedelinin en az kira bedeli olması ve kira sözleşmelerinde TBK. 344. maddesine göre 5 yıl geçtikten sonra rayice göre kira tespitinin istenebilmesi nedeniyle daha önce rayice göre belirlenen dönem ile dava konusu edilen ilk dönem arasında 5 yıllık sürenin geçmesi veya taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir.
Somut olayda, eldeki temyize konu davadan önce, dava konusu taşınmaz hakkında … 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1051 Esas sayılı dosyası ile 01.08.2007-29.05.2008 tarihleri arasındaki dönem için 3.228,00 TL ecrimisil bedelinin davalı …’den tahsiline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, yine … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/418 Esas sayılı dosyası ile 29.05.2008-04.10.2011 tarihleri arasındaki dönem için ise; 13.065,17 TL ecrimisil bedelinin davalı …’den tahsiline karar verildiği, bu kararın ise Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleştiği, eldeki temyize konu davada hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise talep edilen dönem itibariyle 2011 yılında serbest piyasa araştırmasına göre yeniden aylık kira bedeli belirlendiği ve ecrimisil hesabının buna göre yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; yukarıda belirtmiş olduğumuz ilkeler çerçevesinde; dava konusu yerle ilgili önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar olduğu, bu nedenle önceki dönemin son dönemi için kabul edilen ve kesinleşen miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar eldeki davada ecrimisil bedelini oluşturacakken, bu kurala uyulmadan hesaplanan ve raporlaştırılan ecrimisil miktarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
2. Davalıya dava dilekçesinin tebliğine ilişkin gönderilen tebligatta, “… İş merkezi D blok Kat:1/107” adresinin bulunduğu, davalının temyiz dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu, söz konusu adrese ilişkin fotoğrafta yerin dava ile ilgisi bulunmayan bir avukatlık bürosuna ait olduğunun görüldüğü, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadığı, sonuç olarak davalının davanın aşamalarında yer alamayarak savunma hakkını kullanamadığı ortadadır. Hal böyle olunca; davalıya usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra yanların gösterecekleri delillerin eksiksiz olarak toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de; ecrimisil davalarında talep olması halinde, bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi gerekir. Davacı tarafından dönemsel faiz talep edildiği halde mahkemece toplam ecrimisil bedeline dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır
SONUÇ: Taraf vekillerinin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 14.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.