YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5908
KARAR NO : 2020/6807
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 10536 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamının maliki … oğlu …’in gaip olması nedeniyle vekil edeni … Defterdarının kayyım tayin edildiğini, taşınmaz üzerinde 5 katlı kargir apartman bulunduğunu, bahsi geçen apartmandaki 3. kat 5 no’lu dairenin 19.03.2010 tarihinden itibaren davalı tarafından işgal edildiğini belirterek şimdilik toplam 5.482 TL ecrimisil alacağının dönem sonlarından itibaren kademeli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kötüniyetli zilyet sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 10536 ada 7 parsel sayılı 123 m2 miktarlı arsa nitelikli taşınmazda … oğlu …’in tam malik olduğu, taşınmazın imar uygulaması sonucunda 1284 ada 18 parselin ifrazı ile oluştuğu, taşınmazın beyanlar hanesinde “ev …’e aittir” şeklinde şerh bulunduğu ve kayıt malikinin gaip olması sebebiyle Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/645 Esas ve 2005/1010 Karar sayılı ilâmı ile davacının kayyım olarak atandığı anlaşılmıştır. Yine dosya içeriğinden dava dışı …’e 31.10.1984 tarihinde 1284 ada 17 parsele ilişkin tapu tahsis belgesi verildiği, …’ün 29.01.1997 tarihli düzenleme şeklinde tapu tahsisi belgeli taşınmazın satış vaadi sözleşmesi ile bu hakkını dava dışı …’e satmayı vaad ettiği, … ile dava dışı … arasında 20.05.1999 tarihinde düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı bilahare davalının dava konusu bölümü satın aldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davalının kullanımının haklı bir nedene dayanmadığı ve dolayısıyla davalının haksız şagil olduğu tereddütsüzdür. Ayrıca, dava konusu binanın davacıya ait olmadığı ve bu sebeple ecrimisil hesabının arsa üzerinden yapılması gerektiği açıktır. O halde; Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalının kullanımında bulunan daireye isabet eden arsa payının davalının kullanımında olduğunun kabulü ile bu arsa payına ilişkin ecrimisil hesabı yaptırılarak, belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken, davalının kötüniyetli zilyet olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.