Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5950 E. 2020/6054 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5950
KARAR NO : 2020/6054
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 117 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olduğunu ancak 1980 yılındaki fiili taksim sonucu kendisine düşen yerde davalının ev yapmak, ağaç dikmek suretiyle müdahalede bulunduğunu, müdahelenin önlenmesine, yapıların kal’ine ve ecrimisile hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı uyuşmazlığa konu evin ve ağaçların davacının rızası ile yapıldığını, taşınmazda kendisinin de hissedar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tarafların 117 parsel sayılı taşınmaza dava dışı üçüncü kişiler ile birlikte paydaş oldukları, davalının keşifte alınan imzalı beyanı ile annesi davacının payına düşen kısım üzerinde seracılık yaptığını, ev yaptığını ve ağaç diktiğini beyan ettiği, davalının davacının yerine müdahalede bulunduğu anlaşıldığından davalının müdahalede bulunduğu kısımdan müdahalesinin men’i ile üzerinde bulunan ev ve ağaçların kal’ine, ihtar tarihine kadar davacının rıza gösterdiği anlaşıldığından ecrimisil talebinin ihtar tarihinden itibaren hesaplanarak kısmen kabulüne dair karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal isteğine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin kal’e yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Somut olayda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; davalı keşifteki beyanında dava konusu yerin davacı annesine taksim sonucu düşen yer olduğunu ancak uyuşmazlık konusu binanın davacı tarafın rıza ve bilgisi dahilinde 1980 yılında yapıldığını ve o tarihten itibaren bu yerin kendisi tarafından kullanıldığını savunmuştur. Davacının ihtar tarihi olan 17.01.2013 tarihine kadar uzunca bir süre itiraz etmediği, taraflar arasında daha sonradan ihtilaf çıktığı, bu nedenle davalının yapıyı yaparken iyiniyetli olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı iyiniyetli olduğuna göre yapı değerinin tespiti ile belirlenen bedelin davacı tarafından Mahkeme veznesine depo edilmesi halinde yıkım istemi yönünden değerlendirme yapılmalıdır.
Hal böyle olunca, davalının iyiniyetli olduğu gözönüne alınarak davacıya yıkılacak yapıların değerini depo etmesi için önel verilmesi, depo edilmesi halinde yıkım isteğinin de kabulüne, aksi takdirde yıkım isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile yıkım yönünden kabul kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin kal’e yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 4.529,80 TL’nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 12.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.