YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5954
KARAR NO : 2020/7088
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkillerinin babası …’ün 08.01.2012, anneleri …’ün ise 21.11.2012 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak davacıları ve davalı …’ü bıraktığını, her bir mirasçının 1/4 oranında hissedar olduklarını, müvekkillerinin en küçük kardeşi olan davalı …’ün babalarının ölüm tarihinden beri miras mallarını kullandığını, diğer mirasçılar olan müvekkillerinin miras mallarından elde edilen gelirlerden de yararlanmadığını, davalı tarafından yararlanmalarının engellendiğini, bu nedenle muris …’den kalan … ili … İlçesi 210, 213, 237, 240, 247, 248, 249, 250, 266, 267, 556, 560, 575, 649, 650, 688, 749, 1174, 1436, 1464, 1625, 1392,1305, 648, 19 parsel sayılı taşınmazlardan, yine … ilçesi 669 ada 4 parsel ve 265 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar ve ziraai traktör, romörk, balya makinesi, iki adet biçer, pulluk gibi ekipmanlar için ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı, cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen 24.923,60 TL ecrimisile hükmedilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine,
2.Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Şayet, arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; 19, 556, 560,575, 648, 649, 650, 688, 749, 1305, 1392, 1436, 1464, 1625 parsel sayılı tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazların davalı tarafından ekilip biçildiği, 1174 sayılı parselin ise davalının kullanımında olmadığı, yine 210, 213, 237, 240, 247, 248, 249, 250, 266, 267 parsel sayılı köy içinde bulunan arsa ve yapıların da davalının kullanımında olduğu, tarım alet ve makineleriyle ilgili olarak ise intifadan men koşulunun gerçekleşmediği, öte yandan 669 ada 4 parselde kayıtlı evin şu an boş olduğu, murisin ölümünden sonra davacı … tarafından kiraya verildiği ve kira parasının davacı tarafından alındığı, 265 ada 5 parselde kayıtlı bağımsız bölümün ise 2013 yılının Eylül ayından beri davalı tarafından kiraya verildiği o tarihten önce boş olduğu, ayrıca dava tarihinde davacı …’ün dava konusu mallar üzerindeki payı ¼ iken, dava açıldıktan sonra 10/06/2015 tarihinde diğer davacı …’nun tüm mallar üzerindeki payını …’e sattığı ve …’in payının ½ olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ecrimisil şartlarının oluştuğu taşınmazlar bakımından murisin ölüm tarihi 08.01.2012 ile dava tarihi 20.06.2014 arasında ecrimisil hesabı yapıldığı, davacının payının ise ½ olarak değerlendirildiği ve Mahkemece bu hesaba uyularak karar verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca; davacı …’in ecrimisil talep ve hak ettiği dönem itibariyle (08/01/2012-20/06/2014) payının 1/4 olması karşısında dava tarihinden sonra gerçekleşen hisse devri dikkate alınarak payının 1/2 olduğu düşünülüp, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan; 265 ada 5 parselde bulunan bağımsız bölüm ile ilgili olarak; söz konusu meskenin 2013 yılının Eylül ayına kadar boş olduğu dikkate alınmaksızın murisin ölüm tarihi 08/01/2012’den, anılan tarihe kadar bilirkişi tarafından hesap yapılması ve mahkemece bu hesap doğrultusunda ecrimisile karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalının yukarıda 2 numaralı bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.