YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6020
KARAR NO : 2020/6498
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : El atmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; tarafların dava konusu edilen taşınmazlarda paylı malik olduklarını; ancak davalıların vekil edeninin kullanımına engel olduklarından bahisle el atmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, 1.Hukuk Dairesinin 2015/15660 Esas ve 2017/1019 Karar sayılı ilamı ile ‘.. öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Alanya’da bulunan 1954 ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi olan 21.06.2011 tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti amacıyla davacıya keşif gider avansı için verilen süreye rağmen gerekli masrafın yatırılmaması sebebi ile açılan davanın HMK’nin 114/g-115/2 maddesi gereğince reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; bozma kararı öncesinde davacı vekilinin 16.07.2013 havale tarihli beyan dilekçesi ile Alanya’da bulunan 1954 ada 4 parsel nolu taşınmazla ilgili talebini atiye bıraktığı, 25.02.2014 tarihli 8 nolu celsede ‘Davalı vekiline, davacı vekilinin davaya dayanak yapılan bir kısım taşınmazlar ve araç yönünden açmış oldukları davayı geri alma istemine karşın yazılı beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmesine, aksi halde açılan davayı geri alma talebini kabul etmiş sayılacaklarının ihtarına (ihtarat yapıldı)’ şeklinde ara karar kurulduğu, davalı vekilinin bu ihtara rağmen beyan dilekçesi sunmadığı, 30.06.2015 tarihli ilk kararda da ”Davacı vekili dava konusu yapılan … Hanım Mahallesi 23497 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, … Mahallesi 1954 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ve … plaka sayılı araç hakkında açmış olduğu davayı geriye almış ve davalı vekili tarafından da, davacı tarafça bir kısım taşınmaz ve araç için açılan davanın geri alınmasına muvafakat edilmiştir.” şeklinde geri almanın kabul edildiğinin belirtildiği; ancak bozma sonrasındaki 2 nolu celsede davacı vekiline talebin geri alınmış olduğu 4 nolu parsel için keşif yapılması maksadıyla gider avansı yatırılması için süre verilip, verilen kesin süreye rağmen gider avansının yatırılmadığı sebebi ile 3 nolu celsede davanın tümden usulden reddedildiği belirlenmiştir.
Açıklanan bu sonuca göre; Mahkemece talebin geri alınmış olduğu taşınmaza ilişkin keşif gider avansı yatırılmaması sebebi ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; sadece Alanya’da bulunan 4 nolu parsel (geri almaya konu) keşif gider avansı yatırılmadığı halde, davanın tümden reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.