Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6120 E. 2018/14922 K. 04.07.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6120
KARAR NO : 2018/14922
KARAR TARİHİ : 04.07.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K… A R A R

Davacılar vekili, … mahallesi 245 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan yol geçirmek suretiyle el atan davalı idareden kamulaştırmasız el koyma nedeniyle 24.1.2007-14.9.2010 dönemi için toplam 9.000,00 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararında); bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.11.2012 gün ve 2012/19510 Esas, 2012/24649 Karar sayılı ilamında belirtilen “TMK’md.993-995 ve 08.03.1950 gün, 22/4 sayılı Y.İ.B. Kararında da kabul edildiği gibi ecrimisil; haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal edip böylece “haksız kazanç elde eden” şahsın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kimsenin sorumluluğu ise, taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından böylece “haksız kazanç elde etmesinden doğan” davacı zararları ve buna ilave olarak, elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semerelerden kaynaklanan tazminatla sınırlıdır. Bu tür davalarda hakim, gerçek ecrimisil miktarını tayin ve tesbit edebilmek için resen hareket etmek zorundadır. Somut olayda, İlçe Tarım müdürlüğü ve Hal Müdürlüğünden verim, masraf ve fiyata dair resmi veriler getirtilerek dosyaya konulmamış, aynı taraflar önünde daha önceki dönemler için taraflar arasında görülüp kesinleşen ecrimisil davası mevcut olup, o davadaki bilirkişi raporu bu dava için nazara alınması gereken kesin delillerdendir. Ancak bilirkişi raporunda somut gerekçe göstermeden o davadaki bilirkişi raporunu nazara almamış, bu nedenle orada buğday ve fiğ ürününe göre hesap yapıldığı halde, bu davada buğday ve mercimek ürününe göre gelir belirlenmiş, verim orada dekara 200-250 kg alındığı halde, burada 300 kg alınmıştır. Bilirkişi raporunu hazırlarken dayanakları olan özel ve somut nedenleri belirtmek zorundadır. Ayrıca raporun denetime elverişli olması da gerekir. Bu şekilde soyut belirlemeler ile ecrimisil hesaplayan rapor hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir….” gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece (ikinci kararında) davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.05.2014 gün ve 2014/6883 Esas, 2014/9670 Karar sayılı ilamında belirtilen “….dosya içeriğine, toplanan delillere ve hükmüne uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde araştırma ve inceleme yapılarak ecrimisile hükmedilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki, 18/01/2012 havale tarihli fen bilirkişi raporunda davalı tarafından elatılan bölümün 245 ada 2 parselden 2009 yılında ayırma çapı ile ayrılan 245 ada 35 parselde kaldığı belirtildiği halde mahkemece bu parselin kaydı getirtilip pay değişikliği olup olmadığı üzerinde durulmamış, ayrıca 245 ada 35 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından davacılar… …. davadan bir süre önce paylarını devretmeleri nedeniyle ecrimisil talep edilen dönemin tamamında adı geçenlerin hak sahibi olmadıkları da gözetilmemiştir. Diğer taraftan ecrimisil talep edilen dönemler dikkate alındığında, gerek 245 ada 2 gerekse 245 ada 35 parsel sayılı taşınmazlarda davacılar haricinde dava dışı paydaşlar da bulunduğu başka bir ifadeyle davalı tarafından elatılan kısımda, dava dışı kişilerin de pay sahibi olduğu dikkate alınmamıştır. Hal böyle olunca, 245 ada 35 sayılı parselin tapu kaydının getirtilmesi, paylarda bir değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, ecrimisil hesabında davacıların paylarını devrettikleri tarihlerin gözetilmesi ve davacıların payı gözetilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir….” gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Davanın Kısmen kabulü ile “24.01.2010-14.09.2010 dönemi için ecrimisil bedelinin 706,98 TL olduğunun tesbit ve kabulüne, 24.01.2009-23.01.2010 dönemi için ecrimisil bedelinin 1.039,43 TL olduğunun tesbit ve kabulüne, 24.01.2008-23.01.2009 dönemi için ecrimisil bedelinin 946,52 TL olduğunun tesbit ve kabulüne, 24.01.2007-23.01.2008 dönemi için ecrimisil bedelinin 872,30 TL olduğunun tesbit ve kabulüne, her bir dönem için kabul edilen ecrimisilin dönem sonları itibariyle tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara tapudaki hisseleri oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Ecrimsil isteğine ilişkindir.
Somut olayda Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.05.2014 gün ve 2014/6883 Esas, 2014/9670 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere dava konusu 245 ada 35 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından (davacılar)… ….ve …’nin davadan bir süre önce (03.06.2010 tarihinde) paylarını (başka bir hissedar …’ye) devretmeleri nedeniyle ecrimisil talep edilen dönemin tamamında adı geçenlerin hak sahibi olmadıklarının gözetilmediği, taşınmazda davacılar haricinde … adında ) dava dışı paydaşlar da bulunduğu başka bir ifadeyle davalı tarafından elatılan kısımda, dava dışı kişilerin de pay sahibi olduğu anlaşılmasına rağmen dava dışı paydaşların hisselerine düşen ecrimisil bedelinin mahsup edilmeyerek hükme dahil edildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, gerektiğinde bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle paylarda bir değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, ecrimisil hesabında paylarını devreden davacıların devir tarihlerinin dikkate alınması ve davacıların payı gözetilerek bu şekilde hisselerine düşen bedelin tespit edilmek suretiyle (infaza elverişli şekilde) ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.07.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.