YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6386
KARAR NO : 2020/7399
KARAR TARİHİ : 19.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 7542 parsel, davalının ise komşu 6182 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin taşınmazının sınırlarını fen memurlarına ölçtürdüğünü, ölçümler sonucunda davalı tarafındaki sınırına duvar çekmek istediğini, ancak davalının taşınmaza müdahale ederek buna izin vermediğini ve bu şekilde müvekkilinin taşınmazını kullandığını öne sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, her iki taşınmaz bir bütün halinde iken akrabası olan davacı ile rızaen ve haricen taksim ettiklerini, herkesin kendi yerini kullanmaya başladığını, bu bölünmenin kadastro tespitinden çok önce yapıldığını, kadastro tespitinin de tasarruf ettikleri sınırlara göre yapılmış olması gerektiğini, ancak davacının birkaç defa taşınmazını kadastro fen memurlarına ölçtürdüğünü, bu ölçüme göre kendisinin tecavüzü olduğunu bildirdiğini, bu ölçüm sonunda ölçümle belirlenen kısma çekilerek kendi yerini kullanmaya devam ettiğini, herhangi bir tecavüzünün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava açılmadan önce, tarafların sınır konusunda anlaşamamaları nedeniyle davacının üç kez davalının da bir kez sınırı ölçtürdükleri, her ölçümde davalının müdahalesinin tespit edilmesi üzerine davacının muvafakatine rağmen, davalının müdahale ettiği kısma ektiği patatesleri sökerek kendi sınırına çekildiği, keşif sırasında ölçüm sonucu dikilen kazıkların yerinde olduğunun görüldüğü, müdahalenin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Dosyaya yansıyan belge ve beyanlardan, çekişmeli 7542 parsel sayılı taşınmazın 13.08.2004 tarihinde davacı adına, komşu 6182 parsel sayılı taşınmazın ise 02.06.1997 tarihinde davalı adına tescil edildiği, fen bilirkişisi … tarafından tanzim edilen 22.02.2016 tarihli rapor ve ekindeki krokiye göre, tarafların talepleri uyarınca fen memurlarınca yapılan ölçüm neticesinin doğru olduğu, iki taşınmaz arasında hali hazırda bir tecavüzün söz konusu olmadığı, ancak tarafların ölçüm öncesi kullandıkları sınırlara göre davacıya ait 7542 parsel içerisinde kalan 32,44 m2 lik kısmın davalı tarafından kullanıldığı, davalı tarafça ibraz olunan ikinci cevap dilekçesinde, 05.06.2015 tarihinde (dava tarihinden bir gün sonra) sınır ihtilafı nedeni ile taraflar arasında tartışma yaşandığının, davacı tarafın ise keşif esnasında ilk yapılan özel ölçüme rağmen davalının tecavüzüne devam etmesi üzerine dava devam ederken ikinci ve üçüncü ölçümleri yaptırdığını beyan ettiği, taraf tanıklarının beyanlarından da davalının, davacının taşınmazının bir kısmına patates ektiği, ölçümler neticesinde patatesleri söktüğü, birden fazla kez ölçüm yapılıp sınıra kazık dikildiği, ancak anılan eylemlerin hangi tarihte yapıldığına ilişkin net bir bilgiye sahip olmadıkları, buna karşın davacı tarafça davalı aleyhine hakkı olmayan yere tecavüz suçu nedeni ile şikayetçi olunması üzerine, Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1407 soruşturma numaralı dosyası üzerinden 24.06.2015 tarihinde kolluk vasıtası ile yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacıya ait taşınmazın 38,81 m2 lik kısmının davalı tarafından kullanıldığının bildirildiği, Mahkemece, davacının yargılama aşamasında belirttiği hakkı olmayan yere tecavüz suçundan davalı aleyhine yürütülen dosya incelenmeden karar verildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca, Mahkemece, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan davalı aleyhine yürütülen dosyası getirtilerek incelenmesi, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.