YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6403
KARAR NO : 2020/6689
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davacı-karşı davalı tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasının reddine, davacı-karşı davalı tarafından açılan kal talebinin kabulüne, davalı-karşı davacılar tarafından açılan tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-karşı davalı vekili ve davalılar-karşı davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı, kayden Maliye Hazinesine ait olan çekişme konusu 193 parsel sayılı taşınmazın 13.05.2003 tarihinde mezarlık yeri olarak kullanılmak üzere … Belediye Başkanlığına tahsis edildiğini ve yer tesliminin yapıldığını, davalıların taşınmazı zeytin ağacı dikmek suretiyle işgal ettiklerini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve ağaçların kaldırılmasına karar verilmesini istemiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı-karşı davacılar, dava tarihi itibarıyla taşınmazı tahliye ettiklerini, davacı tarafın işgale rıza gösterdiğini, davadan önce tahliye konusunda ihtar ve talepte bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, karşı davalarında ise taşınmazdan tasarruf ettikleri süre boyunca zaruri ve faydalı masraflar yaptıklarını ileri sürüp tazminat isteğinde bulunmuşlar, davalı …; davacının iddialarının doğru olduğunu, taşınmazın bir kısmına zeytin ağacı dikmek suretiyle tasarruf ettiğini, ancak yapılan ihtardan sonra işgale son verdiğini savunmuş, diğer davalılar savunma getirmemiştir.
Mahkemece, davalı-karşı davacılar ile davalıların herhangi bir üstün hakka dayanmadan taşınmaza haksız olarak elattıkları gerekçesiyle asıl davadaki elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin kabulüne, taşınmazın mezarlık yeri olarak tahsis edildiği 13.05.2003 tarihinden önce dikilen ağaçlar yönünden davalı-karşı davacıların iyiniyetli oldukları gerekçesiyle karşı davadaki tazminat isteğinin kabulüne dair verilen karar, davacı-karşı davalı vekili ve davalılar-karşı davacılar vekilinin ayrı ayrı temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.04.2015 tarihli ve 2014/1674 Esas, 2015/5346 Karar sayılı ilamı ile “… 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi gereğince, öncelikle ağaçların kim tarafından dikildiği konusunda davanın aydınlatılması için davalılar-karşı davacılara açıklama yaptırılması, ziraat mühendisi bilirkişiye ağaçların kaç yaşında olduğunun tespit ettirilmesi, TMK’nın 723-729. maddeleri gereğince davalı-karşı davacıların iyiniyetli olup olmadıklarına göre 4706 sayılı Yasa’nın 5/son maddesi de gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davalılar-karşı davacılar ile davalıların temyiz itirazlarına gelince; Davalılar-karşı davacılar ile davalı … yargılama sırasında sunmuş oldukları dilekçelerinde ve beyanlarında dava tarihinden önce taşınmazdan el çektiklerini ve taşınmazı ecrimisil ödemek suretiyle tasarruf ettiklerini savunmuşlardır. Ne var ki, mahkemece bu savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmadan elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiştir. O halde; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, mahallinde yeniden keşif icra edilerek uzman bilirkişilerden denetime açık, gerekçeli ve bilimsel verilere uygun rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir…” şeklindeki gerekçe ile bozulmuş ve Mahkemece bozma kararına uyularak devam eden yargılama neticesinde, davacı -karşı davalı tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasının reddine, kal talebinin kabulüne, davalı-karşı davacıların tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı-karşı davalı vekili ve davalılar-karşı davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım, karşı dava tazminat isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 193 parsel sayılı taşınmazın 01.09.1935 tarihli tesis kadastrosu ile davacı-karşı davalı … Hazinesi adına tescil edildiği, … Müdürlüğünün 13.05.2003 tarihli kararı ile taşınmazın mezarlık olarak kullanılmak üzere … Belediye Başkanlığına tahsis edildiği, taşınmaz üzerinde bilirkişi raporunda belirtilen kısımlarda zeytin ağaçlarının dikili olduğu ve bu kısımları davalılar ile davalı-karşı davacıların tasarruf ettikleri, davalılar karşı davacıların dava tarihinden önce taşınmazı kullanmayı bıraktıkları ve terk ettikleri anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp hüküm tesis edildiğine göre, davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince,
Bilindiği üzere; bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır (TMK mad. 729). Malzeme sökülüp alınmazsa arazi malikleri, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
14.02.1951 tarihli ve 1949/17-1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesinde davalı-karşı davacıların iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda, çekişme konusu 193 parsel sayılı taşınmazın 01.09.1935 tarihli tesis kadastrosu ile davacı-karşı davalı … Hazinesi adına tescil edilmekle davacı tarafından tespit tarihinden itibaren malik olunduğu, davacıların, vekillerinin ve dinlenen tanık beyanlarından çekişme konusu taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçların davalılar-karşı davacıların kendileri ve babaları tarafından dikildiğinin anlaşıldığı ve bozma sonrasında yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda taşınmazın … Belediyesine tahsis edildiği 2003 yılından önce dikilen ağaçların yaşı, niteliği ve sayıları, değerleri konusunda rapor dikkate alınarak mahkemece ağaçların ekonomik değerleri üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Davacıya ait çaplı taşınmaza ağaç dikilmek suretiyle el atılması sebebiyle davalıların iyi niyetli oldukları kabul edilemez. Bu durumda mahkemece muhdesat bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de, bedeli doğru hesaplanmamıştır.
Uyuşmazlığın TMK’nin 729. maddesi yollamasıyla 722 ve devamı maddeleri gereğince çözümlenmesi gerekmektedir. TMK’nin 729/1. maddesine göre; Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine yada kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Aynı Kanun’un 723. maddesine göre; Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
Dava konusu taşınmazlar üzerindeki ağaçlar sökülüp götürülürse hayatiyetini kaybedecek, ekonomik değer taşımaları nedeniyle de aşırı zarar ortaya çıkacaktır. Sökülüp götürülmemesi durumunda ise de arazi sahibi olan davacı sebepsiz zenginleşecektir. O yüzden arsa sahibinin ağaçlar nedeniyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibine bir miktar tazminat ödemelidir. TMK’nin 723/son maddesince bu gibi durumlarda ödemesi gereken tazminat ağaçların arazi maliki için taşıdığı en az değerle sınırlıdır. Bu takdirde ödenecek tazminat ağaçların arazi maliki için arz ettiği sübjektif değeri aşamayacağından, uzman bilirkişiden rapor aldırılarak, odun bedelinden kesim giderlerinin mahsup edilmesi suretiyle davalının zenginleştiği miktarın tespit edilmesi ve uyuşmazlığın ulaşacak sonuç dairesinde çözümlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ağaç bedelleri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya ve davalılar karşı davacılara ayrı ayrı iadesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.