Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6491 E. 2020/6867 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6491
KARAR NO : 2020/6867
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin maliki olduğu 8734 parsel sayılı taşınmazda bulunan … camii üzerinde, haricen kira sözleşmesi yapmasına muvafakat ettikleri … Vakfı ile davalı …Ş. arasında baz istasyonu kurulması hususunda kira sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 03.10.2006-30.10.2011 tarihlerini kapsadığını, kira sözleşmesinin sona ermesinden önce yetkili vakıf vasıtası ile davalıya sözleşmenin sona erme tarihinden sonra yenilenmeyeceğini ve bu nedenle kira sözleşmesine konu baz istasyonunun sözleşmenin sona erme tarihinden sonra sökülmesi gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesine rağmen baz istasyonunun kira sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra sökülmediğini ve davalının anılan camiinin yeniden inşaası için yıkıldığı 04.06.2013 tarihinde baz istasyonunu söktüğünü bu nedenle davalının kira sözleşmesinin sona erdiği tarih olan 30.10.2011 ile baz istasyonunun fiilen sökülerek kaldırıldığı 04.06.2013 tarihleri arası dönemde haksız işgalci durumunda olduğunu ve bu süre içerinde herhangi bir kullanım bedeli de ödemediğini açıklayarak 30.10.2011 tarihi ile 04.06.2013 tarihi arası süreyi kapsamak ve fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 1.000,00 TL ecrimisilin 30.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, daha sonra ıslah ile ecrimisil talep miktarını 15.867,52 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Davanın açıldığı Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/64 Esas- 540 Karar sayılı 04.11.2014 tarihli ilamında, “ 6100 Sayılı HMK.’nun 4/I-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davacı vekili, 03/10/2006 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile davacıya ait taşınmaz üzerinde baz istasyonu kurulmak üzere davalıya kiralandığını,kira sözleşmesinin sona ermesine ve ihtara rağmen kiralananın tahliye edilmediğini ileri sürerek kira süresinin sona ermesi nedeniyle ecrimisil talep etmiştir. Bu durumda 6100 sayılı HMK’nın 4/1-a maddesi kapsamında olan uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerektiği..” gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yetkili ve görevli Küçükçekmece Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi neticesinde 01.07.2015 tarihli ve 2015/761 Esas- 6723 Karar sayılı ilam ile yerel mahkemenin görevsizlik kararı kanuna uygun bulunarak onanması ve onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine görevsizlik kararı 01.07.2015 tarihinde kesinleşmiş ve sonrasında dosya Küçükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesine gelerek 2015/754 Esas numarasını alarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkemece, “Yapılan yargılamada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı vakfa ait … Cami üzerine davalı şirkete ait baz istasyonun kurulması konusunda 03/10/2016 tarihli kira sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme bitiş tarihinin 30/10/2011 olduğu davacı tarafından kiralanan yere ait sözleşmesinin yenilenmeyeceğini 12/10/2011 tarihinden davalı şirkete bildirdiği, davaya konu baz istasyonunun 04/06/2013 tarihinde kaldırıldığı, davalı şirketin kira sözleşmesinin sona ermesinden, baz istasyonunun kaldırıldığı tarihe kadar olan kira bedelini ödediğini iddia ve ispat etmediği, taraflar arasında kira sözleşmesi, baz istasyonunun kaldırıldığı tarih konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalının ödemediği kira bedellerinden sorumlu olduğu, kira sözleşmesinin sona ermesine rağmen kiralanan taşınmazdan yararlanmaya devam etmesinin haksız işgal niteliğinde olduğu, haksız işgal nedeni ile oluşan ecrimisil miktarının belirlenmesi için keşif yapıldığı, bilirkişi raporundan ecrimisil miktarının 15.867,52TL olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun olaya uygun, gerekçeli ve karar vermek için yeterli olduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 15.867,52 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, açılan davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 15.867,52 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin ecrimisil miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosya içeriğinden ve tapu senedinden dava konusu 8734 parsel sayılı taşınmazın arsa vasıflı, 2.069,56 m2 yüzölçümlü olup taşınmazda paylı mülkiyetin bulunduğu, davacı …’nın taşınmazda 84263/103478 payın maliki olup kaydın tevhit işlemi ile 02.08.2013 tarihinde oluştuğu, diğer payın ise dava dışı Küçükçekmece Belediyesine ait olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken karara esas 19.10.2015 tanzim tarihli bilirkişi heyeti raporunda taşınmazda paylı mülkiyetin bulunduğu, davacının 84263/103478 pay maliki olduğu gözden kaçırılarak tam mülkiyet esasına göre hesaplama yapılması ve mahkemece bu hususa dikkat edilmeksizin bilirkişi heyetinin hesap raporunda belirlenen miktar üzerinden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yukarıda (2.) bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.