Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6541 E. 2020/6880 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6541
KARAR NO : 2020/6880
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, komşu parsel maliki olan davalının, maliki olduğu taşınmaza direk çakmak sureti ile müdahale ettiğini öne sürerek elatmanın önlenmesine ve direklerin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki sınır uyuşmazlığına ilişkin olarak öncesinde 2013/273 Esas-2013/673 Karar sayılı dosyanın görülüp sonuçlandırıldığı, bu davadan sonra başkaca bir müdahalenin söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; dosyaya yansıyan belge ve beyanlardan, çekişmeli 293 parsel sayılı taşınmazın 31.05.1990 tarihinde tapulama sebebi ile davacı adına tescil edildiği, komşu 907 parsel sayılı taşımazın ise 23.11.2006 tarihinde ifrazen taksim sebebi ile davalı adına tescil edildiği, dosya içerisinde bulunan Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/273 Esas-2013/673 Karar sayılı dosyası içeriğine göre, eldeki dosya davalısının, davacı aleyhine 14.05.2013 tarihinde açtığı dava ile aralarında çıkan sınır uyuşmazlığının tespiti için kadastro memurluğuna başvurduğunu, yapılan ölçüm neticesinde davacının kendisine ait parsele tecavüz ettiğinin anlaşıldığını, davacının bu durumu kabul etmeyerek kadastro memurlarınca çakılan kazıkları söküp attığını, davacının 907 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 100 m2 lik kısmına ağaç diktiğini ve tarla yaptığını açıklayarak elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunduğu, fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen raporda, iki taşınmaz arasındaki sınırın zeminde tel örgü çekilen sınır ile uyumlu olduğunun, parseller arasında herhangi bir tecavüzün bulunmadığının bildirildiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 25.03.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki dosyada ise davalının Mahkeme ve Yargıtay kararını yok sayarak, yeniden özel büro marifeti ile kroki uygulaması yaptırdığı, davacıya ait taşınmaza girerek direkler çakmak sureti ile müdahalede bulunduğu öne sürülerek elatmanın önlenmesine ve direklerin kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği, fen bilirkişileri … ve … tarafından tanzim olunan 03.05.2016 tarihli rapor içeriğine göre, davalı tarafça yaptırılan özel ölçüm neticesinde zemine çakılan kazıklar ile kadastro paftasında ve zeminde mevcut olan tel örgü sınırlarının ölçüldüğünün, buna göre zeminde mevcut olan tel örgülü sınırın paftasına uygun olduğunun, sonradan çakılan kazıkların ise hatalı olup davacının parseline 7.17 m2 tecavüzlü olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iaoesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.