YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6547
KARAR NO : 2020/7071
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi yönünden reddine ve ecrimisil yönünden kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraflarca ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; tarafların ortak muristen intikal eden dava konusu taşınmazlarda müşterek malik olup, tüm kullanımın davalılarda olduğundan bahisle elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; kullanımın murisin sağlığında yapılan taksime göre olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece elatmanın önlenmesi isteminin reddine, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir..
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde “Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” şeklinde mülkiyet hakkının içeriği belirlenmiştir.
1.Açıklanan bu ilke ışığında davacı vekilinin elatmanın önlenmesi isteminin reddi yönündeki temyiz itirazının incelenmesinde; dosya kapsamından, dava konusu taşınmazda davalıların kullanımının sabit olduğu, esasen bu hususun Mahkemenin de kabulünde olduğu anlaşılmış; bu kabule göre davacının payına yönelik elatmanın önlenmesinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nın 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Tarım İl veya İlçe Müdürlüğü’nden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, Hal Müdürlüğü’nden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
2.Davalı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamındaki bilirkişi raporu incelendiğinde, raporda hesaplamalara yönelik İlçe Tarım Müdürlüğü resmi verilenin bulunmadığı, bu verilerin Mahkemece de istenip dosya arasına alınmadığı, raporun bu yönü ile az yukarda açıklanan ilkeye göre denetime elverişli olmadığı görülmüş, hüküm kısmında belirtilen rakamlara Mahkemece ne şekilde ulaşıldığı da tespit edilememiş; açıklanan bu sebeplerle davacıların ecrimisil istenen dönemde tapu kaydında değişen hisse oranları da dikkate alınacak şekilde yeniden denetime elverişli rapor alınması için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.