YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6699
KARAR NO : 2020/6795
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davacının malik olduğu taşınmazı davalının haksız olarak kullandığı ileri sürülerek elatmanın önlenmesi istenmiş; Mahkemece, davanın kabulü ile davalının elatmasının önlenmesine hükmedilmiştir.
Elatmanın önlenmesine dair Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
23.12.1976 tarihli ve 1976/7-6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere harç, adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetlerin gerektirdiği masrafları karşılamak mülahazasıyla gerçek ve tüzel kişilerden Hazinece alınan bir paradır. Buna göre, bir hizmetin harç konusu olabilmesi için kişilerin bir kamu kurumundan yararlanmaları, kişilere kamu eliyle özel bir yarar sağlanması ve kamu idaresinin kişilerin özel bir işiyle uğraşması gerekmektedir.
Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
Nitekim T.C. Anayasası’nın 73. maddesinde “vergi, resim, harç vb. mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas ve 2017/716 karar sayılı içtihatında açıklandığı üzere; Yargı harcı devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, bu harçları ödemekle yükümlüdür.
04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşınmaz malın aynına ilişkin davalarda 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin el atılan yerin değerinden ibaret olması gerektiği yönündedir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden davanın, 6.000,00 TL dava değeri üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında el atılan taşınmazın değeri bilirkişilerce 130.492,50 TL olarak hesaplanmış ve davacı vekilince belirlenen bu değer üzerinden 03.06.2016 tarihinde 2.228,48 TL tamamlama harcı yatırılmasına rağmen Mahkemece, dava kabul edilmesine rağmen alınması gerekli harca dair herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, elatmanın önlenmesine hükmedilmiş olup, hüküm ile birlikte toplam dava değeri olan 130.492,50 TL üzerinden harçlar tarifesi üzerinden hesap edilecek nispi harca hükmedilmesi gerekirken harca hükmedilmemesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış, hükmün HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükme (5) numara ile yeni hüküm fıkrası eklenerek; “5-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gerekli 8.913,95 TL nispi harçtan dava açılırken peşin alınan 102,50 TL ile 2.228,48 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 6.582,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,” ibaresinin yazılmak suretiyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nin 304. maddesi (1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, (1) nolu bentte gösterilen nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.