YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6728
KARAR NO : 2020/1094
KARAR TARİHİ : 10.02.2020
MAHKEMESİ : Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan dava bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 1097 parselde kayıtlı taşınmazın davacının rızası dışında davalı tarafça tarım yapmak suretiyle kullanıldığını açıklayarak, 204.800 m2’lik alana yapılan müdahalenin men’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.378,20 TL (10.378.200.000 ETL) ecrimisilin ait oldukları yıldan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline ve taşınmazın eski hale getirilmesine (kal’ine) karar verilmesini talep etmiş, 08.10.2007 tarihinde ecrimisil talebini 120.402,69 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı TİGEM vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının 167.017 m2’lik alana müdahalesinin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki ağaçların kal’ine, 120.402,69 TL ecrimisilin faiziyle tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2008/7080 Esas, 2008/11355 Karar sayılı ilamıyla, elatmanın önlenmesi ve ka’l istemine ilişkin kabule karar verilmesinde isabetsizlik olmadığına, taşınmazın öncesinde sazlık ve bataklık niteliğinde bulunduğunun sabit olduğuna, ecrimisilin belirlenmesinde taşınmazın bu niteliğinin gözetilmesi gerekeceğine, bu vasıf ve niteliğine göre ecrimisile mütehammil olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekeceğine, mahkemece, davalının eyleminden (taşınmazı imar ve ihyası suretiyle) kaynaklanan getiriden, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak şekilde taşınmazın imar ve ıslah edilmiş şekli ile ecrimisilin belirlenmesi ve hüküm altına alınmış olmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu taşınmazın davacı TCDD tarafından, dava dışı …’ya devredildiği, mülkiyet hakkının devredilmesiyle müdahalenin men’i ve kal talep etme hakkının ortadan kalktığı, aktif husumet ehliyeti olmadığı, ecrimisil talebinin de taşınmazın ecrimisile mütehammil olmaması gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı TCDD vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2012/13035 Esas, 2013/660 Karar sayılı ilamı ile 6100 sayılı HMK’nin 125/2 maddesi gereğince, devralan kişi davacı yerine geçeceğinden taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozma kararı verilmiştir. Mahkemece son bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, TCDD tarafından açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Hazine tarafından açılan davanın reddine, … tarafından açılan davanın kısmen kabulüyle, toplam 167.216,23 m2’lik kısma yönelik müdahalenin men’ine, tecavüzlü alanda bulunan ağaçların kal’ine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı TİGEM vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olaya göre, dava konusu 1097 parsel 3.209.850 m2 bataklık ve sazlık vasfıyla TCDD adına kayıtlıyken, daha sonra 23.09.2008 tarihinde satış yoluyla …’ya devredilmiş, taşınmaz 30.12.2008 tarihinde ifraz görerek, ifraz sonucu oluşan 2400, 2406, 2407 ve 2408 parseller davacı … adına tescil edilmiştir. Mahkemece ikinci bozma sonrası keşif yapılmaksızın, ifraz krokisi dosyaya alınarak 1097 parselin ifrazından oluşan parsellere ne kadar tecavüz edildiği hususunda fen bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, 05.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda, daha önceki raporda T1 ile gösterilen yerin 2406 parselin olduğu yer olduğu, tapu miktarının 131.982,26 m2 olarak tescil gördüğü, T2 ile gösterilen yerin 2407 parsel olup 26.546,22 m2 olarak tescil gördüğü, T3 ile gösterilen yerin 2408 parsel olup 8.687,75 m2 olarak tescil gördüğü, tecavüz edilen toplam alanın 167.216,23 m2 olduğu tespitinin yapıldığı, mahkemece bu rapora göre, davalının toplam 167.216,23 m2 alana müdahalesinin önlenmesine karar verildiği, son bozma öncesi yapılan keşif sonunda alınan, hükümde ve 05.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda atıfta bulunulan 14.12.2011 tarihli raporda ifraz önceki duruma göre 167.017 m2’lik müdahalenin tespit edildiği, keşfen alınan rapor ile bozma sonrası keşif yapılmadan ifraza göre alınan raporun birbiriyle çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, mahkemece yeniden keşif yapılarak davalının elattığı alanın, ifrazdan sonraki duruma göre tereddüt oluşturmayacak şekilde belirlenmesi, karar verirken temyiz edenin sıfatı ve usuli kazanılmış haklarının gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, temyiz itirazının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.