YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6731
KARAR NO : 2020/1173
KARAR TARİHİ : 11.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 188 ada 5 parsel sayılı taşınmaza komşu 188 ada 4 parsel maliki tarafından avlu duvarı ve ev inşa etmek suretiyle tecavüz edildiğini ileri sürerek müdahalenin men’ini, muhdesatın kal’ini ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 2.000 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle de ecrimisil talep miktarı 4.567,50 TL’ye çıkarılmıştır.
Yargılama sırasında komşu 188 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 3. kişiye devri nedeniyle 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesi uyarınca dava yeni malike de yönlendirilmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddi ile temliken tescil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile “10/11/2009 tarihli bilirkişi raporunda A ve B harfi ile gösterilen toplam 51,63 m2’lik tecavüzlü alanın davacı Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zeytinlikuyu Mevkii, 188 ada 4 nolu parsele müdahalesinin men’ine ve bu kısmın kal’ine, toplam 4.567,50 TL ecrimisil değerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu eski 188 (yeni 508) ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacının adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, komşu eski 188 (yeni 508) ada 4 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle davalılardan … adına kayıtlı iken yargılama aşamasında davalı …’ye satış yolu ile devredildiği anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı … vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.a) Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin, taşınmazı kullanması nedeniyle kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def’i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınmasıdır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 1086 sayılı HUMK’un l86. ve 6100 sayılı Yasa’nın 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler de düzenlenmiştir.
Somut olayda, komşu parsel yargılama sırasında devredilmesine rağmen dava tarihine kadar talep edilen ecrimisil talebine yönelik davalı …’ın davalı sıfatı devam etmektedir. Davalı …’nin ise, bu talebe ilişkin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
Bu durumda, ecrimisil alacağı yönünden taraf sıfatı olmayan yeni malik davalı … hakkında aleyhe hüküm kurulması doğru değildir.
2.b) Mahkemece, 10.11.2009 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile “A ve B harfi ile gösterilen toplam 51,63 m2’lik tecavüzlü alanın davacı Milas İlçesi, Kıyıkışlacık Köyü, Zeytinlikuyu Mevkii, 188 ada 4 nolu parsele müdahalesinin men’i ve kal’ine,” karar verilmiştir. Bu haliyle hükmün, açık, anlaşılır ve infaz edilebilir şekilde tesis edilmediği anlaşılmaktadır. T.C. Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nin 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi, kal kapsamında kalan muhdesatların da kararda tereddüte mahal bırakmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Ne var ki; mahkemece verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Yine, davalı …’in malik olduğu eski 188 (yeni 508) ada 4 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında el değiştirdiği ve yeni malikin de davaya (davalı sıfatıyla) katılmasına rağmen elatmanın önlenmesi ve yıkım talepleri yönünden verilen kabul kararının kimin aleyhine kurulduğu (hüküm fıkrasından) açıkça anlaşılamamaktadır. Yeni malik davaya katıldığına göre elatmanın önlenmesi ve yıkım davasında taraf sıfatına sahip olup taşınmazın devri ile davalı …’in bu taleplere yönelik pasif dava ehliyeti de kalmamıştır.
2.c) Erimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Ne varki; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın tarla niteliğinde mi yoksa arsa niteliğinde mi olduğu tam olarak tespit edilmeden, arsa vasfı ile hesaplama yolunun seçildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, taşınmazın arsa vasfında olduğu kabule edilse bile, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal araştırması yapılmadığı gibi ilk dönemdeki ecrimisil miktarının belirlenip sonraki dönemler için ecrimisil hesaplaması yapılması gerekirken, dava tarihindeki ecrimisil belirlenerek geriye doğru hesaplama yapılmış olması da doğru olmamıştır.
Hâl böyle olunca; öncelikle dava konusu taşınmazın niteliği tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde belirlendikten sonra, mahallinde yeniden konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, (taşınmazın niteliğine göre) yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle hüküm kurmaya elverişli, ayrıntılı, denetlenebilir rapor alınmak suretiyle hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
3. Davacıya ait taşınmaz 188 ada 5 numaralı parsel olduğu halde, hükümde 188 ada 4 parsel olarak belirtilmesinin maddi hataya dayalı olduğu değerlendirildiğinden, ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 2.a), 2.b) ve 2.c) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı … vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 11.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.