YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6797
KARAR NO : 2020/6936
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Asıl Dava: Elatmanın Önlenmesi- Ecrimisil
Birleşen Dava: Sebepsiz Zenginleşme
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen dava davalısı, vekil edeninin maliki olduğu 3334 parsel sayılı taşınmazın 900-1000 m2’lik kısmının davalı tarafından kullanılması sebebiyle taşınmaza yönelik müdahalenin tespiti ve men’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.03.2015 havale tarihli dilekçe ile müdahalenin men-i davası bakımından dava değerinin 10.000 TL olduğu açıklanarak buna ilişkin harç yatırılmıştır.
Asıl davada davalıya tebligat yapılmış, davalı tarafça davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Birleşen davada, davalı-birleşen dava davacı vekili; asıl davaya konu taşınmaz bölümü üzerinde bulunan elma ağaçları bakımından 10.000 TL tazminatın davacı-birleşen dava davalısından tahsilini talep etmiş, davalar arasındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle davaların birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya eldeki temyize konu dava dosyasından devam olunmuştur.
Davacı-birleşen dosya davalı vekili, talep edilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, mahallinde keşif icrası ile ağaçların sayısının ve bedelinin tam olarak tespit edilmesi gerektiğini, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ve açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada davalının kabulü ile elatmasının önlenmesine ve 683,67 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davanın kısmen kabulü ile, 5.579,27 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davacı-birleşen dava davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleşen dava tazminat isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı-birleşen dava davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı-birleşen dava davalı vekili vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince,
Bilindiği üzere; bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır (TMK 729. md.). Malzeme sökülüp alınmazsa arazi malikleri, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
14.02.1951 tarihli ve 1949/17-1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesinde davalı-karşı davacıların iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulması gerekir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 219 ada, 90 (eski 3334) parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla tamamının davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde bilirkişi raporunda davacı-birleşen dava davalısına ait 219 ada, 90 (eski 3334) nolu parsel’de 385,60 m2 olarak belirtilen kısımda davalı-birleşen dava davacısının 55 adet yarı bodur elma ağaçlarının dikili olduğu ve bu kısımlarda davalı-birleşen dava davacısının tasarruf ettiği, yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda el atılan kısımdaki taşınmaz üzerindeki taşınmaz üzerinde 55 adet yarı bodur telli elma ağacı bulunduğu belirterek bu ağaçların ve tesisin toplam değerine ikişkin rapor dikkate alınarak mahkemece ağaçların ekonomik değerleri üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Davacıya ait çaplı taşınmaza ağaç dikilmek suretiyle el atılması sebebiyle davalı-birleşen dava davacısının iyi niyetli olduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece muhdesat bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru ise de, bedeli doğru hesaplanmamıştır.
Uyuşmazlığın TMK’nin 729. maddesi yollamasıyla 722 ve devamı maddeleri gereğince çözümlenmesi gerekmektedir. TMK’nin 729/1. maddesine göre; Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine yada kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Aynı Kanun’un 723. maddesine göre; Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
Dava konusu taşınmazlar üzerindeki ağaçlar sökülüp götürülürse hayatiyetini kaybedecek, ekonomik değer taşımaları nedeniyle de aşırı zarar ortaya çıkacaktır. Sökülüp götürülmemesi durumunda ise de arazi sahibi olan davacı sebepsiz zenginleşecektir. O yüzden arsa sahibinin ağaçlar nedeniyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibine bir miktar tazminat ödemelidir. TMK’nin 723/son maddesince bu gibi durumlarda ödemesi gereken tazminat ağaçların arazi maliki için taşıdığı en az değerle sınırlıdır. Bu takdirde ödenecek tazminat ağaçların arazi maliki için arz ettiği sübjektif değeri aşamayacağından, uzman bilirkişiden rapor aldırılarak, odun bedelinden kesim giderlerinin mahsup edilmesi suretiyle davalının zenginleştiği miktarın tespit edilmesi ve uyuşmazlığın ulaşacak sonuç dairesinde çözümlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ağaç bedelleri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dava davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.