Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6828 E. 2020/7049 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6828
KARAR NO : 2020/7049
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davanın taraflarının 08/12/2008 tarihinde vefat eden muris …’ın varisleri olduğunu, murisin terekesine 1/4 oranında mirasçı olduklarını, murise ait … İli, … İlçesi, … Mah. … Sokakta kain ve tapunun … Mah. 17955 ve 17965 no.lu parsellerin muris adına kayıtlı olduğunu, bu iki taşınmaz üzerinde toplam 6 adet bağımsız bölüm dairenin mevcut olduğunu, dairelerin ikisinin davalılarca bizzat kullanıldığını, diğer dört dairenin de davalılarca kiraya verildiğini, kira gelirlerinin davalılarca alındığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklık kalmak kaydıyla toplam 10.000,00 TL vekil edeninin miras hissesine ilişkin ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, 04.04.2014 tarihli dilekçesi ile talebini 28.510,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazların iştirak halinde mülkiyete konu yerler olduğunu, dava konusu taşınmazlardan …, … Mah. 17955 parselde 2 katlı kargir ev, 17965 parselde 3 katlı kargir ve bakımsız ve 40 yılı aşkın süre önce inşa olunan binalar olduğunu, muris vefat ettiğinde bu iki parselde 5 adet daire mevcut olup, şifahi taksim sonucu 1/4 hissedar olan davalıların kendilerine veraseten 1 daireden fazla hak isabet ettiğinden 1’er daireyi fiilen kullanmakta olduklarını, davacıya isabet eden 1 dairenin ise boş olduğunu, müvekkillerinin sadece 17965 parselin 1.katındaki daireyi son 6 aydır 370,00 TL bedel ile kiraya verdiklerini, bu bedelin 3/4’ünün müvekkillerine, 1/4’ünün de davacıya ait olduğunu, hissedar davalıların kendi hisselerine isabet eden dairelerdeki tasarrufları sebebiyle kendilerinden ecrimisil talep edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişiden alınan 01.06.2015 tarihli ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; iki dairenin davalılar tarafından bizzat kullanıldığı dosya içerisine alınan belgelerle ve tarafların beyanlarıyla da sabit olup dava konusu diğer dairelerin (bağımsız bölümlerin) davalılar tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı anlaşılmaktadır, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenerek davacının hissesi oranında ilk dönem ecrimisil bedeli hesaplandıktan sonra, sonraki yıllara ilişkin ÜFE oranı dikkate alınarak bilirkişiler tarafından hesaplama yapılması, sonucuna göre karar verilmesi, hükümde de hangi dönemler itibariyle hangi miktara yönelik faiz kararı verildiğinin açıkça hükme yazılması gerekirken dosya kapsamına uymayan farklı düşüncelerle usul ve yasaya aykırı karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.