Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6936 E. 2020/6898 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6936
KARAR NO : 2020/6898
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Tahliye

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava dilekçesinin görev nedeniyle usulden reddine mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, dava konusu 6 nolu bağımsız bölümün 01/09/2015 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı … Ticaret Limited Şirketinden kiraladığını, davalının herhangi bir hukuki sebebe dayanmaksızın kiracısı olduğu dairenin kilidini değiştirmek suretiyle içeriye girdiğini ve kiracılık hakkına müdahalede bulunarak taşınmazı fuzulen işgal ettiğini belirterek elatmasının önlenmesi, tahliye ve taşınmazın taraflarına teslimini talep ve dava etmiştir.
Davalı, müdahalenin men’i talep edilen taşınmazın … Ticaret Limited Şirketi tarafından 01/09/2014 tarihli kira sözleşmesi ile kendisine (5 yıllığına) kiralandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, şahsi hak iddiasına dayalı elatmanın önlenmesi ve tahliye isteklerine ilişkindir.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK’nin 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK’un 74, 75 ve 76. maddeleri) gereğince, hakime aittir. Açıklanan bu ilke ışığında dava dilekçesinde yer alan talebin, kira ilişkisine dayanılarak fuzuli işgalci olan davalıya yönelik elatmasının önlenmesi istemine ilişkin olduğu açıktır. Ayrıca davalı, kendisinin de aynı yerde kiracı sıfatına haiz olduğunu ileri sürerek eldeki davanın reddini istemiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi “kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.” şeklindedir.
HMK’nin 2. maddesinde ise; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir” düzenlemesi getirilmiştir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur.
Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, dava konusu 503 ada 111 parsel üzerinde yer alan 6 nolu bağımsız bölümün ( dava tarihi itibariyle) dava dışı … Döviz Alım Satım ve Ticaret ve A.Ş adına kayıtlı olduğu, uyuşmazlık konusu yerin (önceki malik) Kardalco Kabuklu Kuruyemiş Gıda Dahili ve Harici Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından dava dışı … Ticaret Limited Şirketin’e 01.01.2012 tarihli kira sözleşmesi ile (10 yıllığına) kiraya verildiği ve alt kiracı hakkı tanınan kira sözleşmesinin ilgili şirket lehine tapuya şerh verildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacı tarafından … Ticaret Limited Şirketi ile yapıldığı iddia edilen 01.09.2015 tarihli kira sözlemesinin mahkeme dosyasına ibraz edildiği gibi ( aynı yere yönelik) davalı tarafından da, (yine) … Ticaret Limited Şirketi ile yapıldığı iddia edilen 01.09.2014 tarihli kira sözlemesinin de mahkeme dosyasına sunulduğu görülmektedir.
Somut olayda, yerel mahkemenin gerekçeli kararında izah edildiği üzere dava, elatmanın önlenmesi ve tahliye istemlerine ilişkindir. İddiaların ileri sürülüş şekline göre de, davacı yan şahsi hakka davalı olarak fuzuli işgalci olan davalının elatmanın önlenmesi ve tahliyesini istemiştir. Yargıtay ve Dairenin kökleşmiş içtihat ve ilkelerine göre, (iddia ve savunma doğrultusunda) tarafların bildirdikleri şahsi hakların ( kira ilişkilerinin) hangisine üstünlük tanınacağı ve yapılacak bu belirleme doğrultusunda davalının mevcut kullanımının haksız işgal niteliğinde olup olmadığı, (bu şekli ile,) fuzuli işgalin bulunması durumunda da (talepte gözetilerek) elatmanın önlenmesi ve tahliyeye karar vermesi gereken mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerekir.
Hal böyle olunca; mahkemece (aralarında kira ilişkisi bulunmayan) tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde şahsi hak iddiaları hakkında değerlendirmenin yapılması ve toplanan delillerin bu çerçevede irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.