YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6965
KARAR NO : 2020/1537
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, Mahkemenin 2005/209 Esas, 2012/250 sayılı kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/17885 Esas, 2013/18005 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen bölümleri haricindeki açılan davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı Hazine vekili (asıl ve birleşen davalarda), mera vasfında olan 831 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından ev ve bahçe yapılmak suretiyle müdahalede edildiğini belirterek müdahalenin men’i ile taşınmaz üzerindeki yapıların kal’ini talep etmiştir.
Mahkemece, (ilk kararda) davanın kabulüne, “…2- 03.06.2010 tarihli fen bilirkişilerinin hazırlamış olduğu bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kırmızı renkle taralı 1.999,806 m2 lik kısıma yapılmış olan müdahalenin men’ine, üzerinde bulunan ev ve tandırlığın kal’ine, 3- Aynı şekilde B harfi ile gösterilip yeşil renkli boyalı 536,698 m2 lik kısıma yapılmış olan müdahalenin men’ine, üzerinde bulunan yıkık evin kal’ine, 4-Aynı şekilde C harfi ile gösterilip mavirenkli boyalı 784,513 m2 lik kısıma yapılmış olan müdahalenin men’ine, üzerinde bulunan yıkık evin kal’ine, 5-Aynı şekilde D harfi ile gösterilip 4.361,201 m2 lik kısıma yapılmış olan müdahalenin men’ine, 6-Aynı şekilde E ve F harfi ile gösterilip 2.120,907 m2 lik kısıma yapılmış olan müdahalenin men’ine,” karar verilmiş olup davalılardan …’ün temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 16.12.2013 tarihli ve 2013/17885 Esas, 2013/18005 Karar sayılı ilamı ile, davalı …’ün, miras bırakanı … adına 15.01.1985 tarihli 400,00 m2 yer için verilen tapu tahsis belgesinin kapsamı dışında kalan bölümleri de kullandığı saptanarak bu bölümler yönünden davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle buna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, diğer yönlerden “…. davalı …’ün mirasbırakanı … adına verilen tapu tahsis belgesi kapsamında kalan kısım için davanın durdurulmasına kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, “Mahkememizin 2005/289 Esas, 2012/250 Karar sayılı kararının Yargıtayın 1. Hukuk Dairesinin 2013/17885 Esas, 2013/18005 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen bölümleri haricindeki açılan davanın reddine,” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Yine HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; Mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir.
Somut olayda, bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiştir. Şöyle ki, miras bırakan … adına verilen tapu tahsis belgesi kapsamında kalan kısım için davanın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, reddine karar verildiği gibi (İnfazda tereddüt oluşturacak şekilde) bozma kapsamı dışında kalan hususlar yönünden de yeniden hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Bozma kapsamı dışında kalan hususlar davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmakla birlikte Mahkemece yeniden hüküm kurulmalıdır. Zira bozma kapsamı dışında kalan hususlar hakkında açıkça onama kararı bulunmamaktadır
Bu durumda, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda miras bırakan … adına verilen tapu tahsis belgesi kapsamında kalan kısım için davanın durdurulmasına karar verilmesi, aynı doğrultuda infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde HMK’nin 297/2. maddesi uyarınca tüm talepler yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekirken, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeden, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.