YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7078
KARAR NO : 2020/6705
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeni ile davalının Antalya 7. Aile Mahkemesinin 2012/157 Esas ve 2013/884 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, Antalya 4. Aile Mahkemesinin 2012/253 D.İş dosyası ile müvekkilinin 19.07.2012 tarihinde evden uzaklaştırıldığını, dava konusu 9 nolu bağımsız bölümün taraflar adına ½ oranda kayıtlı olduğunu, taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasının da Antalya 4 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1234 Esas ve 2014/169 Karar sayılı kararı ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile (emsal dayalı döşeli bir evin rayiç kira bedeli üzerinden) 16.200,00 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 12.04.2016 tarihli son bilirkişi raporuna bağlı kalınarak boşanma tarihinin kesinleştiği 14.11.2013 tarihinden dava tarihine kadar hesaplanan ecrimisil tutarı 7.862,50 TL’nin dönem sonlarından işleyen yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla taleplerin ise reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 7623 ada 9 sayılı parseldeki dava konusu 9 nolu bağımsız bölümün (1/2) paylı olarak davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu, tarafların 14.11.2011 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile boşandıkları, davacı kocanın dava konusu taşınmazdan ayrıldığı, davalının taşınmazda oturmayı sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile hükme esas alınan bilirkişi raporundan hareketle toplam 7.862,50 TL ecrimisile hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Ne var ki, somut olayda, Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Hükme esas alınan raporda, denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, taşınmazın 2015 yılı için yıllık ecrimisil gelirinin 800,00 TL olduğu tespit edilmiş, ecrimisil hesaplamasında, ilk dönem ecrimisil tutarının belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere hesaplanması gerekirken, geriye dönük olarak hesaplama yapılmış olması doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmelerinin de getirtilmesi, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde oluşturulacak bilirkişi heyeti marifeti ile yine yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde emsal araştırması yapılarak ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ve davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.