Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7169 E. 2020/7265 K. 16.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7169
KARAR NO : 2020/7265
KARAR TARİHİ : 16.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalıların davaya konu 2224 ve 2225 parselde kayıtlı taşınmazlara inşaat yapmak suretiyle haksız işgalde bulundukları gerekçesiyle, davalıların haksız elatmalarının önlenmesini, taşınmaz üzerindeki davalılar tarafından inşa edilen yapı ve muhdesatların kal’ini, 6.000 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi vermemişlerdir.
Mahkemece, davalılar … ve …’in 30.10.1996 tarihli sözleşme gereği davaya konu taşınmaz üzerine yapı inşa edip kullandıkları, bu nedenle haksız işgalleri olmadığı, davalı …’in ise davaya konu taşınmazları kullanımının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve ka’l istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin, davalılar … ve … yönünden verilen karara karşı temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; davaya konu taşınmazların, 29.01.2010 tarihinde ifrazen taksim yoluyla davacı adına tescil edildiği, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, 2224 parsel üzerinde iki katlı yapı, 2225 parsel üzerinde de üç katlı bir yapı olduğu, davalıların süresi içinde cevap dilekçesi vermediği, davalı … ve …’in, 21.04.2015 tarihli 5. celsede, davaya konu yeri 1996 yılında harici olarak davacının eşinden satın aldıklarını, davaya konu taşınmazlar üzerindeki yapıları kendilerinin yaptığını, o tarihten beri de kullandıklarını, aldıklarında taşınmazın boş arsa olduğunu beyan ettikleri, sonraki celse, 30.10.1996 tarihli gayrimenkul hisse satış sözleşmesi başlıklı belgenin dosyaya sunulduğu ve bunun dikkate alınmasını talep ettikleri, sunulan adi yazılı belgeye göre, davacının 503 parsel sayılı taşınmazda davacının hissesine isabet eden 1/3 payını dava dışı Tahsin isimli kişiye bedeli karşılığı sattığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 129/1-d-e maddeleri gereğince, davalı savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesinde; “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır” düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, davalıların yargılamanın 5. celsesinde, harici satın alma savunmasına dayandığı gözetildiğinde süresinde ileri sürülmeyen bu savunmaya itibar edilmeden davalıların davaya konu taşınmazların kendileri tarafından yapıldığına dair beyanları da dikkate alınarak, davacı lehine elatmanın önlenmesi, kal ve hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.