YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7256
KARAR NO : 2020/7273
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; 2272 ada, 17 parsel sayılı 279 m2 sahalı, arsa vasıflı taşınmazın 1/4 hisse malikleri …, …, …, …, …, … ve …’in taşınmazdaki hisselerine mal memuru … Defterdarının Kayyım olarak tayin edildiğini, anılan taşınmaz ile ilgili olarak müvekkil idarece mahallinde 16/05/2014 tarihinde yapılan tahkikatta, taşınmazın davalı … tarafından konut+bahçe+ müştemilat olarak işgal edildiğinin tespit edildiğini belirterek haksız işgal nedeniyle 01/01/2007-31/12/2011 tarihine kadar toplam 11.881,00 TL alacağın dönem sonlarından itibaren işleyecek kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, taşınmazın 1/4 hissesinin kayyımın koruması altında olduğunu, bunun takriben 80 m2 ettiğini, kendisinin ev ve bahçe olarak kullandığı alanın ise 70-80 m2 civarında olduğunu, geriye kalan 200 m2’sinin kullanılmadığını, kullanılmasının da mümkün olmadığını, taşınmazın bulunduğu satıhın heyelan bölgesinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Açıklanan ilke ışığında dosya kapsamı incelendiğinde; çekişme konusu 279 m2 sahalı, arsa vasıflı 2272 ada, 17 parsel sayılı taşınmazın 3/4 hissesinin davalı …, 1/4 hissesinin malikleri …, …, …, …, …, … ve … adına kayıtlı olduğu, 1/4 hisse malikleri …, …, …, …, …, … ve …’in taşınmazdaki hisseleri yönünden hak ve menfaatlerini korumak ve temsil etmek üzere Fatih 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.05.2010 tarihli ve 2008/1095 Esas, 2010/541 sayılı kararı ile mahallin en büyük mal memuru … Defterdarının Kayyım olarak tayin edildiği, 279,00 m2 alanlı taşınmazın davacının hissesine isabet eden payının 69,75 m2, davalının hissesine isabet eden payın ise 209,25 m2 olduğu, dava konusu taşınmazın 60,00 m2 büyüklüğünde zemin+1.kat şeklinde konut ve 74 m2’lik kısmının etrafının çit ve duvarla çevrili avlu şeklinde olmak üzere toplam 134,00 m2’lik alanın davalı … tarafından kullanıldığı, kullanım dışındaki çeşitli ağaçlar bulunan alanın, eğimli olması nedeni ile giriş-çıkış imkanının kısıtlı olduğu ve yolunun bulunmadığı, komşu parsel duvarı ile davalı kullanımındaki bölgenin alt tarafında yapılan mevcut duvar arasında atıl bir alan olduğunun tespit edildiği, kayyımla temsil olunan pay maliklerinin çekişme konusu 17 parselde kullandıkları ve kullanabilecekleri yerin bulunmadığı, taşınmazın tapu kaydındaki hakim cinsin kargir ev olduğu anlaşılmaktadır.
Paydaşlar, kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, bu kural o yeri kullanabilecek paydaşlar arasında geçerlidir. Kimliği tespit edilemeyen kişinin, o yeri kullanması olanağının bulunmadığı açıktır. Öte yandan kimliği tespit edilemeyen kişinin haklarını korumakla yükümlü olan kayyımın, bedelsiz olarak taşınmazın kullanılmasına izin verme olanağı bulunmadığından kayyımla idare edilen yerler için intifadan men şartı aranmayacaktır. Yargıtayın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları bu yöndedir.
Mahkemece, kayyımla temsil olunan pay maliklerinin çekişme konusu 17 parselde kullandıkları ve kullanabilecekleri yerin bulunmadığı dikkate alınarak davacının ecrimisil isteğinin kabulüne karar vermek gerekir iken; yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.