Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/8996 E. 2018/15716 K. 17.09.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8996
KARAR NO : 2018/15716
KARAR TARİHİ : 17.09.2018

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalı ……… Ltd. Şti. yönünden reddine, davalı … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, dava konusu eski 12731 ada 1 (yeni 13197 ada 1) parselde kayıtlı taşınmazda davacıların murisi …… Ürkütlü’nün 21/14539 oranında hissesinin bulunduğunu, davalıların bu yere haksız olarak el attıklarını, taşınmaza ilişkin açmış oldukları kamulaştırmasız el atma davasının …… 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/357 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalınarak dava tarihinden itibaren geriye dönük son 5 yıl için 2000 TL tutarında ecrimisil miktarının her yıl sonundan itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 27.01.2012 tarihli dilekçesinde taleplerini somutlaştırmış istenilen ecrimisil tutarının 5.5.2005-31.12.2005 dönemi için 175,00 TL, 1.1.2006-31.12.2006 dönemi için 350,00 TL, 01.01.2007-31.12.2007 dönemi için 400,00 TL, 01.01.2008-31.12.2008 dönemi için 400,00 TL, 01.01.2009-31.12.2009 dönemi için 450 TL, ve 01.01.2010-05.05.2010 dönemi için 225 ,00 TL olduğunu belirtmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerde bulunan muhdesatların davalı ile ilgisinin bulunmadığını, yeni parselasyon ile taşınmazın 27881 ada 1 parsel olduğunu, öncesinde davalı belediyenin de hissedar olduğunu, paydaşların intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceklerini, kamulaştırmasız elatmadan kaynaklı tazminat davası açtığından ayrıca ecrimisil talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ……Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; 1989 yılında ilk defa yapılan imar uygulaması sonucunda muhdesatların 5578 ada 1 parselde kaldığını, 1998 yılında yapılan 2. imar uygulaması sonucunda 12731 ada 1 parselde kaldığını, 3. imar uygulaması sonucu 27881 ada 1 parselde kaldığını, davacıların 27881 ada 1 parselde hissedar olduğunu, yapı ve seraların 1989 yılından önce de var olduğunu, bedeli ödenmedikçe kullanımın haksız olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde üç kez imar uygulamasının yapılarak en son nizalı parselde davalı şirketin muhdesatlarının kaldığının tespit edildiği, idari kararla oluşan bir durum sözkonusu olduğundan davalı şirketin kusurlu sayılamayacağı, davalı belediyenin taşınmaz üzerinde herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen park yapılmak suretiyle 1605 m2 lik kısmına el koyduğunun tespit edildiği, bu nedenle kamulaştırmasız el atma davasının açılış tarihi olan 24.9.2009 tarihine kadar davacıların davalı belediyeden ecrimisil talep edebileceği gerekçesiyle davacılar vekilinin davalı ……………… Tic. Ltd. Şti. aleyhine açmış olduğu davanın reddine, davalı … aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin 27.01.2012 tarihli vermiş olduğu taleplerini açıklamaya yönelik dilekçedeki istemleri ile de bağlı kalınarak toplam 1703,00 TL ecrimisil bedelinin davalı … Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Hüküm; davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 5578 ada 1 parselin imar uygulaması ile 07.02.1998 yılında oluştuğu, 12731 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile 15.12.1998 tarihinde, 13197 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile 16.09.2009 tarihinde, çekişme konusu 27881 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise yine imar uygulaması ile 31.03.2010 tarihinde oluştuğu, taşınmazların, davacı ile davalılardan belediye ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davalı şirketin taşınmazlarda paydaş olmadığı, 27881 ada 1 parselde davacıların murisinin 21/6508, davalı belediyenin ise 263/6508 hissesinin bulunduğu, davacının çekişme konusu taşınmazların davalılar tarafından haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek, ecrimisil istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Somut olaya gelince, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Davalı şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup taşınmazlarda kayda ve mülkiyete dayalı hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle bu davalı yönünden de toplanan deliller değerlendirilmek suretiyle hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle davalı şirket yönünden davanın reddi kararı verilmesi doğru değildir.
2- Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Somut olayda, çekişme konusu 27881 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalı … ve diğer davalı şirketin işgalinden dolayı dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl için davacıların, her iki davalıdan toplam 2000,00 TL ecrimisil talebinde bulunduğu, mahkemece uzman bilirkişiler marifetiyle yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi raporunda ise, davalı … Belediyesinin dava konusu taşınmazda park alanı olarak fiilen kullandığı alanın 1605 m2 olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki; mahkemece, davalının payına isabet eden 21 m² lik alan bakımından hesaplanan 1962,00 TL’den taleple bağlı kalınarak 1703,00 TL ecrimisil bedelinin tamamının davalı …’den tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir.
Hal böyle olunca; davalı … Belediyesinin kullandığı 1605 m² lik bölümde, davacıların hissesinin 21/6508 olan payına isabet edecek yer bakımından hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile fazla ecrimisilin hüküm altına alınması doğru değildir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.