YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9729
KARAR NO : 2019/10519
KARAR TARİHİ : 26.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı …, dedelerinden kendisine kalan taşınmazlara davalıların haksız yere el attığını belirterek elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan tüm deliller, tüm dosya kapsamı, özellikle davacının dava konusu taşınmazlarda malik bulunmaması ve davalının bu taşınmazlarda el atma durumunun olmadığının anlaşılması karşısında davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasından davaya konu taşınmazların tapusuz olduğu, kadastro çalışmalarına tabi tutulduğu ve taşınmazların 217 ada 9 ve 12 parsel numaralarını aldığının bildirildiği, davaya konu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının incelenmesinde ise, zilyet … tarafından açılan Kulp Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/152 Esas sayılı dosyası ile davalı olduğu belirtilerek malik hanesi “davalıdır” şeklinde tespit edildiği, tapu kaydında malik sütununun boş bırakılarak beyanlar hanesinde davalı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
3402 sayılı Kanun’un 27/1. maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesine re’sen devrolunur.” Aynı Kanun’un 26/son maddesi hükmüne göre de; “Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.” Az yukarıda bahsedildiği üzere dava konusu 217 ada 9 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 07.11.2013 tarihinde kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşıldığından, davacı tarafça açılan müdahalenin önlenmesi davasının kadastro tespitine itiraz davası niteliğinde olduğunun kabulü gereklidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulur.
Dava konusu taşınmazların halen malik hanesi boş olup, taşınmazlar hakkında sicil oluşmadığına ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca gerçek maliki belirleme görevi ile malik hanesini doldurma görevi Kadastro Mahkemesine ait olduğuna göre, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı asılın temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.