YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1025
KARAR NO : 2020/4702
KARAR TARİHİ : 08.07.2020
MAHKEMESİ : … 3. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli ve 2017/724 Esas, 2018/345 Karar sayılı kararıyla açılmamış sayılmasına karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı tarafından, şikayet nitelemesiyle maktu harçla açılan dava, Mahkemece istihkak olarak nitelenerek Harçlar Kanunu’nun 30-33. maddeleri uyarınca tamamlanması gereken nispi harcın miktarı eksiksiz olarak tensip zaptında belirtilmiş, davacı vekiline eksik harç miktarının ikmali için HMK’nin 120. maddesi yarınca kesin süre verilerek, harcın kesin süre içinde tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılacağı ihtar edilmiş ve tensip zaptı davacı üçüncü kişi vekiline 27.09.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekiline usulüne uygun olarak verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde harcın tamamlanmadığı, bu nedenle Mahkemece 04.12.2017 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren de HMK’nin 150 maddesi gereğince üç aylık süre içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verilen İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 18,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 08.07.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin takip borçlusu şirketten … 4. Noterliğinin 09.03.2016 tarihli ve 04419 yevmiye sayılı İş Makinesi Satış Sözleşmesi ile satın aldığı iş makinesi üzerine haciz konulduğunu, haczin kaldırılmasını İcra Müdürlüğünden talep ettiklerini, Müdürlükçe taleplerinin reddedildiğini belirterek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, istihkak davası açabilmek için hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğunu, borçlunun dosyaya satışa ilişkin beyanda bulunmamış olmasının muvazaa olgusunu gösterdiğini, ispat külfetinin davacıda olduğunu, Noter Sözleşmesinin ispat için yeterli olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 31/08/2017 ön inceleme hazırlık tutanağı ile eksik nispi harcın ikmali için davacıya bir haftalık kesin süre verildiği, kesin sürede harcın ikmal edilmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtar edildiği, verilen kesin sürede harcın ikmal edilmediği, Mahkemece dosyanın ele alınarak, 04.12.2017 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, üç ay içinde yenilenmediğinden, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine hüküm davacı üçüncü kişi vekilince istinaf edilmiştir
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/1227 Esas, 2018/1424 Karar sayılı kararı ile Mahkemece nispi harcın yatırılması için usulüne uygun ihtarda bulunulmasına rağmen, eksik harcın davacı tarafça ikmal edilmediği, Mahkemece 04.12.2017 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren de HMK’nin 150 maddesi gereğince üç aylık süre içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir” hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını bir yargı mercii önünde ileri sürübilmelerine imkan sağlayan ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilen bir haktır.
T.C. Anayasasında mahkemeye erişim hakkı, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle 36. maddede düzenlenmiştir.
Mahkemeye erişim, yani kişinin yargı yerine müracaat edebilme hakkı, etkili bir biçimde uygulamayı sağlayacak şekilde hayata geçirilmelidir.
AİHM, Mahkemeye erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını zorunlu kıldığını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasının gerektiğini ifade etmektedir. Bu nedenle hukuki belirsizliklerin ya da uygulamada ki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir.
Somut olayda, Mahkemece, ön inceleme hazırlık tutanağı ile eksik harcın ikmali için davacıya kesin süre verilmiştir. Verilen kesin sürede, harcın ikmal edilmemesi halinde, dosyanın işlemden kaldırılacağı ihtar edilmekle birlikte, duruşma günü belirlenmediği için dosyanın ne zaman işlemden kaldırılacağı hususu davacı yönünden belirsiz kalmıştır. Davacı yönünden belirsiz olan bir tarihte, dosya Mahkemece resen ele alınarak dosya işlemden kaldırılmıştır.
İşlemden kaldırılan dosyanın, HMK’nin 150. maddesi gereğince yenilenmesi mümkün olmakla birlikte duruşma günü bildirilmediğinden, işlemden kaldırma kararının da dosya üzerinden verilmiş olması nedeniyle dosyanın ne zaman yenilenmesi gerektiği hususu da davacı yönünden belirsizdir.
Davacı tarafından bilinmeyen, belirsiz olan bir tarihte, Mahkemece dosyanın işlemden kaldırılıp, üç ay içinde yenilenmediğinden dolayı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkının ihlali anlamına geleceğinden, çoğunluğun kararın onanmasına yönelik görüşüne katılmıyoruz.