Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1139 E. 2021/2592 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1139
KARAR NO : 2021/2592
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının,… Sokak 2758 ada 16 parsel sayılı taşınmazı dükkan yapılmak suretiyle işgal ettiğini, haksız ve hukuka aykırı işgali sebebiyle 01.11.2007 -31.10.2012 tarihleri arasında teraküm eden toplam 14.061,30 TL işgal tazminatının, işgalin başlangıcından itibaren dönem sonları itibarı ile ayrı ayrı kademeli yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: davacının müvekkiline dava konusu olan ecrimisile ilişkin gönderdiği iddia edilen 12.12.2011 tebliğ tarihli ihtarnameyi müvekkilinin tebliğ aldığını hatırlamadığını ve tebligat üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, intifadan men edilme koşulu gerçekleştirmediğini, zamanaşımı definde bulunduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile, 11.265,92 TL’nin tahakkuk tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Somut olayda; davacı vekili 14.061,30 TL ecrimisil bedelini dönem sonları itibariyle işleyecek kademeli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece 11.265,92 TL’nin tahakkuk tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, mahkemece faiz yönünden verilen karar infaza elverişli değildir. Hüküm fıkrasında açıkça miktarlar ve faiz başlangıç tarihleri gösterilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün aşağıda belirtilen kısmının HUMK’un 438/7. (HMK’nin 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 1. bendinde geçen “Kısmen Kabulü” ifadesinden sonra gelen “11.265,92 TL’nın tahakkuk tarihinden itibaren hesaplancak yasal faizi ile birlikte tahsiline,” ifadesi çıkarılarak yerine “(25.02.2008-31.12.2008 dönemi için 1.733 TL 31.12.2008 tarihinden itibaren, 1.01.2009-31.12.2009 dönemi için 2.307,00 TL 31.12.2009 tarihinden itibaren, 01.01.2010-31.12.2010 dönemi için 2.333,28 TL 31.12.2010 tarihinden itibaren, 01.01.2011-31.12.2011 dönemi için 2.540,64 TL 31.12.2011 tarihinden itibaren 01.01.2012-30.10.2012 dönemi için 2.352,40 TL 30.10.2012 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine)” ifadesinin eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nin 304. maddesi 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.