Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1243 E. 2021/2257 K. 15.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1243
KARAR NO : 2021/2257
KARAR TARİHİ : 15.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin … İli, Merkez İlçesi, … köyü 126 parsel sayılı taşınmazın üzerine, iyi niyetli olarak 300 m2’lik ev, bir adet su kuyusu, bir adet ekmek tandırı, 60 tonluk içme suyu deposu, 10 m2’lik su havuzunun 2002 yılında meydana getirildiğini ve 60 adet meyve ağacı diktiğini, dava konusu yerin … tarafından kamulaştırma kapsamına alındığını, bu nedenle dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların müvekkiline ait olduğu ve müvekkili tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu yerin Hazinenin özel mülkiyetinde olduğunu, taşınmazı kullanan şahıslar ile Hazine arasında herhangi bir kira ilişkisi bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, … İli Merkez İlçesi … Köyünde kain 126 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, dosyada mevcut inşaat bilirkişisi …’nin 21.11.2014 tarihli ve 30.09.2015 tarihli raporlarında nitelikleri belirtilen ve fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen 13.11.2014 tarihli krokili rapor ile fen ve inşaat bilirkişileri tarafından düzenlenen 07.09.2015 tarihli ortak raporda sınırları, yerleri ve yüz ölçümleri gösterilen toplam 409,16 m2 yüz ölçümlü yeni yapı (zemin kat + 1. kat + 1. kat balkonu), 30,12 m2 yüzölçümlü su deposu, 4,45 m2 yüzölçümlü tandır, 2 adet kümes, 14,51 m2 yüzölçümlü havuz, 1 adet su kuyusu, 83,20 m2 yüzölçümlü yer betonu, toplam 343,02 m2 yüzölçümlü duvarın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, … İli Merkez İlçesi … Köyünde kain 126 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, dosyada mevcut ziraat bilirkişisi …’ın 14.12.2014 tarihli raporunda nitelikleri belirtilen ve fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen 13.11.2014 tarihli krokili raporda gösterilen bahçelerdeki 26 adet incir ağacı, 23 adet nar ağacı, 1 adet dut ağacı, 4 adet kayısı ağacı, 5 adet ceviz ağacı, 2 adet kiraz ağacı, 2 adet ayva ağacı, 2 adet badem ağacı, 5 adet armut ağacı, 5 adet hurma ağacı, 8 adet elma ağacı ve 10 adet asma ağacı olmak üzere toplam 93 adet ağacın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş, karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespiti talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı Hazine vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 718.maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde    dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni    bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut    muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu’nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre;  tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, hükmün 1. bentinde yer alan 83,20 m2 yüz ölçümlü yer betonu muhdesat niteliğinde kabul edilen yapıyı tamamlayıcı ve iyileştirici mahiyette olması nedeniyle muhdesat niteliğinde değildir.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün aşağıda belirtilen kısmının HUMK’un 438/7. (HMK 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 1. bentinde geçen “83,20 m2 yüzölçümlü yer betonu ifadesinin çıkarılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nin 304. maddesi 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, sair itirazların 1. bentte yazılı nedenlerle reddine. taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.