YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1267
KARAR NO : 2020/1614
KARAR TARİHİ : 20.02.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu menkullerin müvekkili şirkete ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, haciz tarihi itibarı ile davalı borçlu şirketin tasfiye edildiğini, tüzel kişiliğinin ortadan kalktığını, bu nedenle haczin geçersiz sayılması gerektiğini belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ve borçlu şirket arasında ortaklık yapısı nedeni ile organik bağ bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılamada, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin unvanlarının benzer olduğu, ortakları aynı kişiler olup, aynı alanda faaliyet gösterdikleri bu nedenle aralarında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 2014/24890 E. 2016/16184 K. Sayılı 28.11.2016 tarihli kararı ile borçlu şirketin tasfiyesine karar verildiği ancak talep üzerine İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/127 Esas sayılı dosyasında 10.10.2013 tarihinde borçlu şirketin ihyasına karar verildiği, dava ehliyeti açısından ihya kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılması gerekirken, esastan karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada, aynı Mahkemenin 07.3.2017 tarihli ve 2016/1058 Esas, 2017/205 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile takibin iptal edildiği gerekçesiyle ihya davasının kesinleşmesi beklenmeden geçerli haciz kalmadığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.Davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının , tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Öncelikle belirtilmelidir ki Dairemiz ilamında kesinleşmesinin beklenmesi istenen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1127(yeni esas) Esas sayılı ihya kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/7868 Esas, 2015/9253 sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek kesinleşmiştir.
Yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında dava konusuz kalmış olsa dahi davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerekir. İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/85 Esas 2012/269 Karar sayılı dosyasına konu İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2008/4727 Esas sayılı takip dosyasında yapılan haciz nedeniyle aynı taraflar arasında açılmış olan istihkak davasında davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda temyize konu dava dosyasındaki belge ve bilgiler de dikkate alınmak suretiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacı üçüncü kişinin sorumlu tutulması gerekirken, davalı alacaklıdan alınmasına karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin tüm, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı alacaklı vekilinin (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 18,50 TL’nin temyiz eden davacı üçüncü kişiden alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.