Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/132 E. 2021/2339 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/132
KARAR NO : 2021/2339
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 382, 404, 387, 417 parsel sayılı taşınmazların maliki …’ın 14.02.1991 tarihinde vefatı ile bu parsellerde davalıların murisi …’nin hissesine isabet eden kısmın vekil edeni … tarafından 40 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile zilyet ve tasarruf edildiğini belirterek TMK’nun 713/2 maddesi gereğince … adına mevcut kaydın iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk hükümle, davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire’nin 29.05.2017 tarihli ve 2015/5891 Esas 2017/7853 Karar sayılı ilamı ile 387 parsel sayılı taşınmaz yönünden, kazanmaya yeterli 20 yıla ulaşan zilyetlik süresi oluşmadığından ret kararı verilmesi gerektiği ancak kararın sonuç itibariyle doğru olduğu gerekçesi ile bu parsel yönünden temyiz itirazları reddedilmiş, diğer parseller yönünden ise davacının dava konusu parseller üzerinde eylemli olarak 20 yılı aşkın süreden beri malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız kullandığı yerlerin taşınmazların başında teknik bilirkişi aracılığı belirlenmesi, teknik fen bilirkişisi tarafından çizilecek kroki üzerinde bu yerlerin belirtilmesi, davacının dava konusu taşınmazlarda pay maliki olduğu da gözetilerek, kullandığı taşınmaz bölümünün kendi payına gelen karşılık gelen miktarı aşıp aşmadığı, eğer aşıyorsa bir kısım davalıların miras bırakanı olan pay maliki … …’ın payını da kapsayıp kapsamadığının sorulup belirlenmesi, davacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğu yerin belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile 382 Parsel sayılı taşınmazda malik olarak yer alan …’a ait 3/192 oranındaki hissenin, 404 Parsel sayılı taşınmazda malik olarak yer alan …’a ait 1/64 oranındaki hissenin, 417 Parsel sayılı taşınmazda malik olarak yer alan …’a ait 3/192 oranındaki hissenin iptali ile bu hisselerin … adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 387 Parsele ilişkin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.05.2017 tarihli 2015/5891 Esas ve 2017/7853 Karar sayılı ilamı ile temyiz itirazları doğru görülmeyerek kesin olarak karar verildiği anlaşıldığından bahsi geçen parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı … Müdürlüğünün tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, TMK’nin 713/2. maddesinde yazılı “ölüm” hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. TMK’nin 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Aynı maddenin 3. fıkrasındaki “tescil davası” sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerekir. (Yargıtay HGK’nin 17.02.2010 tarihli ve 2010/8-58 Esas, 2010/78 Karar, … – 1. …, Zilyetlik-Tescil-Tapu İptali Davaları, 1983-Sh; 1451). Buna göre, gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf durumunu almış bulunan kayıt malikinin mirasçıları olan davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Eksik harcın davacıdan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gereklidir. Somut olayda Mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, dava konusu 387 parsel sayılı taşınmaz hakkında, davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen sebeple davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, gerekçeli kararın 4, 5. ve 6. fıkralarının hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerlerine ” 4- Davanın niteliği gereği davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Alınması gereken harç olan 341,55 TL’den peşin yatırılan 74,25 TL harcın mahsubu ile 267,30 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına 6- Davanın niteliği gereği davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına…” ifadelerinin eklenmesine, yine, hükme 8. bent olarak, “Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 537,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, HMK’nin 370/2. (HUMK’un 438/7) maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, davalı …’nün tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi