YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1333
KARAR NO : 2020/3853
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Asıl Dava Elatmanın Önlenmesi, Birleşen Dava, Elatmanın Önlenmesi, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, …, …, …, …, … yönünden açılan ecrimisil talepli davanın reddine, davalılar …, …, …, …, … yönünden açılan tahliye talebinin ve meni müdahale talebinin reddine, davalı … yönünden açılan ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile; 5.875,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine ve tüm davalılara yönelik olarak açılan 5.000,00 TL maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dava davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl ve birleşen dava davacı vekili (asıl davada), dava konusu 2088 parsel sayılı taşınmaz üzerinde aile konutu bulunduğunu, aile konutu şerhi bulunan dairenin davalı …tarafından ev eşyaları ile birlikte kiraya verildiğini ve kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek çekişmeli taşınmazdan kiracıların tahliyesi talep edilmiş olup birleşen davada ise, benzer gerekçeler ile; vekil edeninin taşınmazı kullanamadığı süre zarfında otelde kalması nedeniyle (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile) 900,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsili, taşınmazın kiraya verilme tarihinden itibaren aylık 800,00 TL den olmak üzere müvekkilinin hissesine düşen 400,00 TL’nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile) her ay için yasal faizi ile birlikte davalıların taşınmazdan tahliyesine kadar olan bedelin müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların taşınmazda bulunan eşyalara vermiş oldukları zararlardan dolayı dava tarihinden itibaren 5.000 TL’nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınmasına, davalıların kendi aralarında yaptıkları sözleşmenin feshine ve taşınmaza yapılan mühahalenin önlenmesi ile tahliyesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Asıl dava davalı-birleşen dava davalılarından …vekili, taşınmazın 1/2 hissesinin kendisine ait olduğunu, müşterek çocuğunun eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için taşınmazı kiraya vermek zorunda kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar …, …, …, …, … yönünden açılan ecrimisil talepli davanın reddine, davalılar …, …, …, …, … yönünden açılan tahliye talebinin ve meni müdahale talebinin reddine, davalı … yönünden açılan ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile; 5.875,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine ve tüm davalılara yönelik olarak açılan 5.000,00 TL maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl ve birleşen dava davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi, birleşen dava ise, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, asıl ve birleşen dava davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl ve birleşen dava davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 691. (Eski 624.) maddesi, müşterek mülkiyette önemli idari tasarrufların hüküm ifade edebilmesini; pay ve paydaş çoğunluğu ile gerçekleştirilmiş olması koşuluna bağlamıştır. 06.05.1955 tarihli ve 12/18 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının ilk bendinde ifade edildiği üzere, müşterek mülkün kiraya verilmesi önemli idari tasarruflardandır. Değinilen yasal düzenleme ve yargısal uygulamaya göre pay ve paydaş çoğunluğuna dayanmayan kira sözleşmelerine geçerlilik tanıma olanağı yoktur.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu 2008 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 nolu ( dubleks ev vasıflı) bağımsız bölümün ½ ‘şer oranda asıl ve birleşen dava davacısı ile asıl dava davalı-birleşen dava davalılarından …adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, asıl dava davalı-birleşen dava davalılarından …tarafından taşınmaz üzerinde bulunan bağımsız bölümün birleşen dava davalarından …’e kiralandığı, ilgili sözleşme pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmaksızın yapılmış olduğundan asıl ve birleşen dava davacısı yönünden geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, birleşen dava davalılarından …, …, …, …, …’in çekişme konusu taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı ve pay ve paydaş çoğunluğunu sağlamayan, başka bir ifadeyle, geçerli bir kira sözleşmesi olmaksızın nizalı yeri kullandığı dosya kapsamı ile sabit olup ecrimisil yönünden sorumlu tutulmaları gerektiği gibi (bu kiracıların) diğer pay maliki Haşim’e tabaen kullanımları söz konusu olduğundan haklarında elatmanın önlenmesi yönünden red kararı verilmesi de doğru değildir.
Hal böyle olunca, yukarıda izah edilen ilkelerde gözetilerek birleşen dava davalılarından …, …, …, …, …’in de hesaplanmış ve/veya hesaplanacak ecrimisil alacağından sorumlu tutulması ve elatmanın önlenesi yönünden de kabul kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Ayrıca HMK’nın 297/2. maddesi, “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir ” hükmünü içermektedir.
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK m. 26; 297/2). Asıl ve birleşen dava davacısı dava dilekçelerinde, asıl dava davalı-birleşen dava davalılarından …hakkında elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep ettiği de anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu talep de değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dava davacı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yukarıda 2. bentte belirtilen nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.