YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1601
KARAR NO : 2021/2350
KARAR TARİHİ : 16.03.2021
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
MAHKEMESİ : … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2017/226 Esas, 2018/282 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b.1 maddesi hükmü uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b.1 maddesi hükmü uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b.2 maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında kararla davanın reddine, 44,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 4.252,31 TL harçtan mahsubu ile kalan 4.207,91-TL harcın istek halinde davacıya iadesine, davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir ve tespit edilen 20.890 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; tarafların … 4. Aile Mahkemesi’nin (10.07.2014 tarihinde kesinleşen) 23.05.2014 tarihli ve 2004/410 Esas, 2004/375 Karar sayılı kararı ile boşandıkları, noter aracılığı ile yapılan ihtara rağmen davalının (vekil edenine ait) dava konusu 2338 ada 453 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 7 nolu bağımsız bölümde oturmaya devam ettiğini belirterek, adı geçenin çekişmeli taşınmazdan tahliyesine (vaki elatmasının önlenmesine), fazlaya dair hakları saklı kalmak ve ileride ıslah edilmek kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında … 4. Aile Mahkemesinin 2004/410 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen boşanma davasının 23.05.2014 tarihli, 1 nolu celsesinde davacının “davalı eşimin şu anda oturduğu … İli, … İlçesi, 23. Nisan Mahallesi, 2338 ada 453 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 7 nolu bağımsız bölümde ölünceye kadar bedelsiz olarak oturmasını kabul ediyorum. Eşim öldükten sonra da müşterek çocuğumuz …’e bedelsiz olarak devretmeyi taahhüt ediyorum“ şeklinde beyan ve ikrarda bulunduğunu, bu husunun boşanma kararının gerekçesinde de aynen yer aldığını, bu durumda davalının haksız elatmasından bahsedilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiş, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin ise kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b.2 maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında kararla davanın reddine, davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir ve tespit edilen 20.890,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin ecrimisil talebinin reddine yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi talebine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesin de;
Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu 7 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğu, tarafların … 4. Aile Mahkemesinin 23.05.2014 tarihli ve 2004/410 Esas, 375 Karar sayılı sayılı kararı ile boşandıkları, kararın 10.07.2014 tarihinde kesinleştiği, boşanma davasının 23.05.2014 tarihli, 1 nolu celsesinde davacının “..davalı eşimin şu anda oturduğu … İli, … İlçesi, 23.Nisan Mahallesi, 2338 ada 453 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 7 nolu bağımsız bölümde ölünceye kadar bedelsiz olarak oturmasını kabul ediyorum. Eşim öldükten sonra da müşterek çocuğumuz …’e bedelsiz olarak devretmeyi taahhüt ediyorum..” şeklinde beyanda bulunduğu, davalının, tarafların 7 nolu bağımsız bölümün ölünceye kadar bila bedel karşılığı davacı erkeğin oturması ve davacı erkeğin ölümünden sonra da söz konusu taşınmazın müşterek çocuk …’e bila bedel devredilmesi konusunda anlaştıklarını belirtilerek boşanma ilamı uyarınca yapılan anlaşmanın tapuya şerh edilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği, … 1. Aile Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2017/238 Esas, 2018/409 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, “..davalı adına kayıtlı … İli, … İlçesi, 23.Nisan Mahallesi, 2338 ada 453 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 7 nolu bağımsız bölümde davacı …’in ölünceye kadar bedelsiz olarak oturma hakkının ve davacı öldükten sonra taşınmazın müşterek çocuk …’e bedelsiz olarak devredileceğine ilişkin şerh verilmesine,…” karar verildiği, (dosyamız davacısı) ilgili dosya davalısının itirazı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, aynı kişi tarafından yapılan temyiz isteminin ise, başvurunun süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle ek karar ile reddine karar verildiği, ek kararında temyizi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Daire’sinin 01.07.2020 tarihli ve 2020/2446 Esas, 2020/3521 Karar sayılı ilam ile, temyiz talebinin süresinde olduğu ifade edilerek ek kararın bozularak kaldırılmasına, “…. … 4. Aile Mahkemesi’nin 2014/410-375 Esas-Karar sayılı kararı incelendiğinde tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmalarına karar verilmekle birlikte; kararın hüküm bölümünde “23.05.2014 tarihli dosya içerisindeki tarafların imzasını taşıyan protokolün çocuk ile şahsi münasebetine ilişkin kısmı hariç aynen tastikine” denilmekle yetinilmiştir. Anlaşmalı boşanmaya karar verilirken, protokolün (anlaşma) tasdiki hükmü yanında, protokol hükümlerinin de hüküm fıkrasına geçirilmesi gerekir. Hüküm fıkrasında davaya konu edilen bağımsız bölümün ölünceye kadar bila bedel karşılığı davacı erkeğin oturması, davacı erkeğin ölümünden sonra da söz konusu taşınmazın müşterek çocuk …’e bila bedel devredilmesi konusunda anlaştıkları hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp,…” gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; Mahkemece, davalının açtığı … 1. Aile Mahkemesinin 2017/238 Esas, 2018/409 Karar sayılı kararı tapuya şerh verilmesi dava dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılıp, kararın kesinleşmesi halinde yukarıda izah edilen ilkeler de gözetilerek, (oluşacak sonuca göre) elatmanın önlenmesi talebi hakkında bir değerlendirme yapılarak karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeksizin davacının elatmanın önlenmesi isteğinin reddine karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin ecrimisile yönelen temyiz itirazlarının ise (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, dosyanın HMK’nin 373/2. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi