YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1642
KARAR NO : 2020/4153
KARAR TARİHİ : 29.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacılara ait …ili, …ilçesi, …698 parsel, 593 parsel ve 592, 699, 700, 701, 702 parsel sayılı taşınmazların maliki olduklarını, vekil edenlerinin söz konusu bu taşınmazlara giden yola, davalı …’in ve diğer davalılar …, … sınırı aşmak suretiyle müdahale etmiş bulunmakta olduklarını, davalıların bu müdahalesiyle davacılara ait taşınmazların bir kısmı ile taşınmazlara giden yola ağaç dikildiğini, davalıların haksız müdahalesinin önlenmesi ve masrafları davalılara ait olmak üzere ağaçların sökülüp kaldırılması, yolun açılması ve fazlaya ilişkin talepleri ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL işgal tazminatının (ecrimisil) yasal faiziyle taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … yazılı ve sözlü savunmasında, açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/44 Esas, 2012/159 Karar sayılı dosyası ile kesinleşme şerhine havi mahkeme kararı ve kesin hüküm gereğince sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … yazılı savunmasında, açılan davayı kabul etmediğini, kendi parselinin davacıya ait taşınmaz ile bir sınırı bulunmadığını, idda edildiği gibi bir müdahale var ise müdahaleyi gerçekleştirenin kendisinin kardeşinin çocukları olabileceğini belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Ölü davalı … mirasçıları kendilerine yapılan tebligata rağmen açılan davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davalıların davacılara ait taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine, müdahaleye konu bölüm üzerindeki ağaçların kal’i talebinin reddine, 5.324,00 TL ecrimisilin her bir davalının müdahale ettiği konu bölüm yönünden ve davalılar Rıza mirasçıları, Mahmut’un ecrimisilin 1.212,50TL lik kısmından sorumlu tutulmaları kalan kısımdan ise davalı …’ın sorumlu olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 702, 592, 700, 701 ve 699 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına tam hisse ile, 593 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tam hisse ile, 698 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına tam hisse ile 574 parsel sayılı taşınmazın davalı …, 92 parsel sayılı taşınmazın davalı … ve … mirasçıları adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişi raporunda, Durucasu 92 nolu parsel maliki tarafından Sürür mahallesi 59 parsele ait yeri kullandığı ve krokide 592/A ile gösterilen 696.08 m2’lik alana 5 adet kayısı ağacı dikilmek suretiyle, Durucasu 574 nolu parsel malikinin ise zeminde 593/B ile gösterilen 799,06 m2 alana 4 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle, 698/C ile gösterilen l.149,41 m2 alana 10 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle, 699/D ile gösterilen 59.94 m2 alana 1 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle, 700/E ile gösterilen 82,10 m2 alana 1 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle, 701/F ile gösterilen 101.13 m2 alana 1 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle, 702/G ile gösterilen 168,96 m2 alana 1 adet kayısı ağacı dikmek suretiyle işgal ettiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2. maddesinde “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gereklidir.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece, davacı tarafça el atıldığı iddia edilen yerlerin tespiti için yerinde keşif yapılmış ve krokili fen raporu tanzim edilmiş ve hükme esas alınan rapora atıf yapılmaksızın ve kararın eki yapıldığı belirtilmeksizin davalıların haksız olarak yapmış olduğu müdahalenin men’ine karar verilmiş ise de, karar içeriğinden müdahalenin men’ine karar verilen kısmın neresi olduğu, bahse konu tecavüzün nerede başlayıp nerede bittiği, hangi kısımdan hangi davalının ne miktarda sorumlu tutulduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, hükümde müdahalenin meni’ne karar verilen yere ilişkin olarak açıklık sağlanması, hükmün bu şekilde denetime ve infaza açık hale getirilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.