YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1745
KARAR NO : 2021/2557
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2015/421 Esas, 2017/534 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6 Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden kararla davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların müşterek malik olduğu 5758 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu açıklayarak, taşınmaz üzerindeki bodrum üzeri zemin kat+2 kattan ibaret binanın vekil edenine aidiyetin tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin üzerinde bina mevcut iken taşınmazda hisse satın aldığını, muhdesatın arza bağlı olması nedeniyle arsa üzerindeki muhdesat payının da aynı oranda satın alınmış olacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra taşınmazda satın alma yoluyla paydaş olduğu, bu şekilde taşınmazın üzerindeki muhdesatın tamamına da payı oranında sahip bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden kararla davanın reddine karar verilmiş, bu son karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 Sayılı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarınıda kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatın tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda muhdesat iddiasının kanıtlanmış kabul edilebilmesi için; davacının dava konusu taşınmazın paydaşı olduğunun, tespiti istenen muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ve davalı taraf muhdesat meydana getirildikten sonra taşınmazda hisse satın almış ise muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini bilerek satın aldığının ispatlanması gerekir.
Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 5758 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Kartal 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1013 Esas sayısına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davasının derdest, taşınmazda tarafların paydaş ve muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ihtilafsız olduğu, fakat davalının hisse satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunu bilip bilmediği hususunda bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, hisse satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunu bilip bilmediği hususu araştırılmadan; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü, salt davalının sonradan hisse satın aldığından bahisle Bölge Adliye Mahkemesinc davanın reddi doğru olmadığından; taraflara imkan tanınıp, bu yönde deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.