Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1755 E. 2020/5525 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1755
KARAR NO : 2020/5525
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gaziantep 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/39 Esas, 2017/1099 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı borçlu vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, 15.03.2013 tarihinde haciz mahallini kiraladıklarını, borçlunun sigortalı çalışanı olduğunu, borçlunun savcılıkta verdiği ifadesine bakıldığında takibe dayanak bononun muvazaalı olarak düzenlendiğinin anlaşılacağını açıklayarak, davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı, haczedilen mahcuzların ikinci el olduğunu, davacının sunduğu faturaların ise sıfır ürünlere ilişkin olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, 19.04.2013’de haciz adresinde faaliyete başladığını, davacının haciz adresinde faaliyet göstermediğini, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, haciz yapılan adresin davacı şirket tarafından 2013 yılında kiralandığı, borçlunun davacı şirketin sigortalı çalışanı olduğu, son olarak 2016 yılının Temmuz ayında davacı şirkette çalışmasının olduğu, üçüncü kişi şirketin bu adreste borçlu vasıtasıyla faaliyetine devam ettiği, bu esnada borçlu tarafından alacaklıya borçlanıldığı ve dava konusu icra takibinin yapılarak takibin hızlı bir şekilde kesinleştirildiği, haciz dışında icra dosyasında başkaca herhangi bir icra takip muamelesinin yapılmadığı, haczedilen malların da davacı şirketin ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, borçlu tarafından dosyaya sunulan yoklama fişinin ise beyana dayalı olarak düzenlendiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı borçlu vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin. 24.12.2018 tarihli ve 2018/397 E., 2018/ 2634 K. sayılı kararı ile; haciz uygulanan adresteki fabrika binasının 15.03.2013 tarihli kira sözleşmesiyle Mehmet Lütfi Kanışlı’dan kiralandığı, fabrika binasının şube olarak kullanıldığı,haczedilen malların faturalarının üçüncü kişinin ticari defterlerinde yer aldığı, 22.04.2013 tarihli yoklama fişinde haciz uygulanan malların işyerinde bulunduğu belirlenmişse de; malların borçluya ait olduğuna dair bir tespit bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı borçlu vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlunun huzurunda yapılmıştır. Dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, davacı üçüncü kişinin faaliyet adresinin haciz adresinden farklı olduğu kaldı ki dosya kapsamındaki 04.05.2017 tarihli yoklama fişinde, üçüncü kişinin ticaret sicil adresinde faaliyet gösterdiği, haciz adresini ise 15.03.2013 tarihinde kiraladığı, ancak bu adreste faaliyette bulunmadan borçluya kiraladığı üçüncü kişi yetkilisinin beyanı ile tespit edilmiştir. Buna göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişi tarafından sunulan faturaların üçüncü kişinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporunda belirlenmiş ise de, haciz tutanağında mahcuzların ayırtedici özellikleri belirtilmediği gibi alınan bilirkişi raporunda tespit sırasında bir kısım mahcuzun bulunduğu, bulunanlardan bir kısmına ait model- marka bulunmadığı belirlenmiş olduğuna göre isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmamış, yine davacı üçüncü kişinin delil olarak sunduğu adi yazılı kira sözleşmesi de mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli görülmemiştir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.