Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1962 E. 2020/6250 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1962
KARAR NO : 2020/6250
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : … 13. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 15.02.2018 tarihli ve 2014/812 Esas, 2018/124 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takiple ilgili olarak müvekkilinin fabrikasındaki makinelerin haczedildiğini, şirket adreslerinin ayrı olduğunu, herhangi bir ortaklıklarının bulunmadığını, daha önceki haciz sırasında borçluya ait evraklar bulunması mallar üzerinde hak sahibi olunduğunu kanıtlamayacağını, haciz sırasında bulunan evrakların borcun doğumundan önce olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında devam eden bir ilişkinin kanıtlanamadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, ilk olarak 03.07.2013 tarihinde haciz işlemi yapıldığını, 05.07.2013 tarihinde tekrar haciz için gidildiğini, istihkak prosedürü çözülene kadar menkullerin davacı yetkilisine yediemin olarak teslim edildiğini, aradan geçen süreçte davacının istihkak davası açmadığını, mahcuzlar üzerindeki haczin düştüğünü, 24.07.2014 tarihinde menkullerin yeniden haczedildiğini, davanın haciz işleminden çok sonra 24.11.2014 tarihinde açıldığını, süre yönünden davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirket temsilcisi, haczedilen malların davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın usulüne uygun tutulmayan defter kayıtları ve diğer delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince daha önce aynı adreste yapılan 03.07.2013 tarihli hacze ilişkin olarak davacı tarafından dava açılmadığı gibi, 24.07.2014 tarihli haciz sırasında borçlu şirkete ait evrak bulunduğu, istihkak iddiasının muvazaalı olarak ileri sürüldüğü, borçlu ve üçüncü kişi arasında organik bağ bulunduğu gerekçeleriyle mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine değerlendirilerek, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekilince bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK’nin 96. maddesi hükmüne göre, “Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak ididasında bulunmadığı takdirde,aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder.” Maddede belirtilen 7 günlük süre, istihkak davası açmak için değil istihkak iddiasını ileri sürmek için öngörülmüştür.Bununla birlikte istihkak iddiası üzerine prosedür işletilerek kendisine dava açmak için süre verilen üçüncü kişi dava açmadığı takdirde de aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybedeceği evleviyetle kabul edilmelidir.
Somut olayda; aynı takip dosyasında aynı adreste iki ayrı hacız yapılmıştır. 03.07.2013 tarihinde yapılan hacze ilişkin olarak 05.07.2013 tarihinde muhafaza için gidildiğinde davacı şirket yetkilisi … tarafından istihkak iddiasında bulunulması üzerine istihkak prosedürü işletilerek … 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli ve 2013/114 E. 2013/51 Karar sayılı takibin devamına ilişkin karar davacıya tebliğ edilmesine rağmen istihkak davası açılmamıştır. İlk haczin düşmesi nedeniyle talep üzerine aynı adreste 24.07.2014 tarihinde yapılan hacizde davacı üçüncü kişi şirket yetkilisinin istihkak iddiası üzerine istihkak prosedürü işletilmiş ve süresi içinde temyize konu dava açılmıştır.
03.07.2013 tarihinde haczedilerek 05.07.2013 tarihli muhafaza işlemi sırasında istihkak iddia edilen menkuller ile aynı yerde yapılan yenileme haczinde 24.07.2014 tarihinde haczedilen menkuller aynıdır.
Mahkemece yukarıda anlatılanlar ışığında, davacının 05.07.2013 tarihinde istihkak iddiasında bulunarak takibe devam kararının tebliğine rağmen süresi içinde dava açmamış olması nedeniyle aynı takipte aynı menkullere ilişkin olarak istihkak iddiasını ileri süremeyeceği gözetilerek davanın reddi gerekirken esastan inceleme yapması doğru olmamış ise de ret kararı sonuç itibariyle doğru olduğundan kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendindeki “Davacının İstihkaka ilişkin ispatlanamayan davasının REDDİNE,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davanın usulden REDDİNE,” kelimelerinin yazılmasına, 4. bendinde yer alan ” … avukatlık asgari ücret tarifesine göre haczedilen 77.000-TL değere göre nispi olarak hesaplanan 8.820-TL nispi ücreti vekaletin…” ibaresinin çıkartılarak, yerine “.. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca 725,00 TL maktu vekalet ücretinin…” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi hükmünün ve gerekçesinin düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.