YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2243
KARAR NO : 2021/2806
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
MAHKEMESİ : İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.03.2018 tarihli ve 2017/51 Esas, 2018/145 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenine ait 432 ada 2 parselde kayıtlı 44 m2’lik taşınmazın “market-büfe-şarküteri-unlu mamüller satış yeri-berber” olarak kullanılmak üzere davalı ile ön izin sözleşmesi imzalandığını ancak davalının sözleşmede yer alan faaliyet konularında kararlaştırılan tarihe kadar gerekli izin ve ruhsatı almaması nedeniyle ön izin sözleşmesinin 06.09.2016 tarihinde feshedildiğini belirterek, davalının elatmasının önlenmesine ve 07.09.2016- 06.12.2016 dönemi için 2.400 TL ecrimisil ve 216 TL işlemiş faiz olmak üzere 2.616 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 432 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazda 44 m2 alanlı dava konusu taşınmaza elatmasının önlenmesine ve 2.400 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işlemiş faize yönelik talebin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince elatmanın önlenmesi yönünden başvurunun esastan reddine, ecrimisil yönünden HMK 352/1-b uyarınca istinaf sınırı altında olmasından dolayı usulden reddine karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacının aynı dava dilekçesi ile birden fazla talebi ileri sürmesi “objektif dava birleşmesi” olarak tanımlanır. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan kurum, yeni Kanunumuzda “davaların yığılması” terimi benimsenerek düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 30.04.2019 tarih, 2018/4-1036 Esas ve 2019/493 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre harç tüm taleplerin toplamı üzerinden alınır (16/2. mad). Objektif dava birleşmesi durumunda dava değeri, aynı davada ileri sürülen taleplerin toplam değeridir.
Somut olayda, davacı aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş taleplerini aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti için elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması gerekir. Başka bir anlatımla; aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş talepler aynı dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünde dava değerinin bu iki talebin toplamı olarak değerlendirilmesi gerekir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisile yönelik istinaf istemini esastan incelemesi gerekirken, usulden reddetmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, elatmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.