YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2244
KARAR NO : 2021/2810
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
DAVA TÜRÜ : Miras Taksim Sözleşmesine Dayanan Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2016/661 Esas, 2018/318 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı … tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dair kararını bu kez davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, tarafların murisleri…’den intikal eden taşınmazları 17.06.2002 tarihli miras taksim sözleşmesi ile paylaştıklarını, davalı …’in Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/384 Esas, 2006/191 Karar sayılı ilamı ile kendisine düşen taşınmazların tapu iptal ve tescilini gerçekleştirdiğini belirterek, miras taksim sözleşmesi gereği vekil edenlerine düşen taşınmazların kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karar davalı … tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve 252 parsel yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine, diğer parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras taksim sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; taraflar arasında ortak murislerinden intikal eden taşınmazlara ilişkin olarak 17.06.2002 tarihinde miras taksim sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye istinaden davalı … tarafından aynı Mahkemede 2005 yılında tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve sözleşme gereği …’ye düşen taşınmazların … adına tescilinin sağlandığı, 2005 yılında açılan davada 252 parsele ilişkin ¼ payının iptali ile söz konusu taşınmazın davacı … adına tesciline karar verildiği ve temyiz edilmeden kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu defa eldeki dosya davacıları miras taksim sözleşmesi gereğince kendilerine düşen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescili talep etmektedirler.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; kesin hüküm, 6100 sayılı HMK’nin 303. maddesinde “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir…” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre kesin hükümden bahsedebilmek için; davanın taraflarının aynı olması, dava sebebinin aynı olması ve dava konusunun aynı olması gerekir. Burada dava sebeplerinin aynı olmasından anlaşılması gereken; davacının talep sonucunu dayandırdığı vakıaların aynı olmasıdır. Yani aynı vakıalara dayanılarak dava açılması halinde kesin hükmün varlığından söz edilir.
Somut olaya gelince; davalı …’nin 2005 yılında açtığı davada dava sebebi 252 parselin …’ye bırakılan ¼ hissesine yöneliktir. Eldeki dava ise …’nin dava konusu etmediği ¾ paya ilişkin açılmıştır. Görüldüğü üzere iki davanın sebebi farklı olduğundan önceki hükmün kesin hüküm teşkil etmesi söz konusu değildir. Her ne kadar her iki davada da aynı taksim sözleşmesi dava edilse bile, dava sebepleri farklıdır. Önceki davada dava konusu edilmeyen kısım huzurdaki davaya konu edilmiştir. Başka bir anlatımla eldeki dosya 252 parselin ¾ payına ilişkinken, önceki dosya ¼ payına ilişkindir. İlk davada Mahkemenin ¼ paya yönelik karar verdiği, eldeki dosyada ise geri kalan ¾ payın dava konusu edildiği dolayısıyla dava sebepleri farklı olan davalarda kesin hükmün söz konusu olmayacağı sabittir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince 252 parsel yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile bahsedilen parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.