YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2249
KARAR NO : 2021/4628
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.06.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı … ile vekili Yusuf Mingan geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili, tarafların babası muris Ahmet Akçalı’dan kalan 4 ve 6 numaralı parsel sayılı taşınmaza tarafların elbirliği halinde malik olduklarını, ortak murisin 24.05.1997 tarihinde ölmüş olduğunu, ölüm tarihinden itibaren davalının taşınmazlardan tek başına yararlandığını belirterek, toplamda 550,00 TL belirsiz miktardaki ecrimisil alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile vekil edenlerine veraset ilamındaki hisseleri oranında verilmesine karar verilmesini istemiş, 12.06.2014 tarihli dilekçesi ile dava konusu parsellerin 254 ve 256 parsel olduklarını, 19.01.2015 tarihli duruşmadaki beyanı ile davayı mülkiyet hakkına değil, zilyetliğe dayandırdığını belirtmiş, 02.07.2018 tarihli dilekçesi ile de, bilirkişi raporu uyarınca talep artırımında bulunmuştur.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazların ortak murise ait olmadığını, taşınmazlara ilişkin davanın Kadastro Mahkemesinde devam ettiğini, taşınmazın asıl zilyedinin vekil edeni olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, HMK’nin 114/1-c bendi gereğince, Mahkeme’nin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK’nin 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 17.10.2017 tarihli ve 2015/22655 Esas, 2017/13117 Karar sayılı ilamı ile “… Hukukî uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Ecrimisil istemi de malvarlığı haklarına ilişkin olduğundan davanın bu niteliğine ve genel hükümlere göre davaya asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerekirken, yazılı gerekçe ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmesinde isabet görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince bozmaya uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazların davalı tarafından haksız yere kullanıldığı dönemlere ilişkin hesaplanan toplam 97.276,38 TL ecrimisilin dava tarihi olan 06.05.2013 tarihinden işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara veraset hisseleri oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazların davalı tarafından haksız yere kullanıldığı dönemlere ilişkin hesaplanan toplam 28.610,70 TL ecrimisilin dava tarihi olan 22.09.2014 tarihinden işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara veraset hisseleri oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, zilyetliğe dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece 04.04.2014 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan 14.04.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda, keşif mahallinde tarafların beyan ve yer göstermesi uyarınca, davalının kullandığı yerlerin toplamının 95.369,00 m2 olduğunun ve bu alanın 254 ve 256 parsel sayılı taşınmazların içinde kaldığının, söz konusu parsellerin ‘davalı’ olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Yine birleşen dosya arasında yer alan tapu kayıtlarına göre, 254 parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastrosu ile 109 ada 21 parsel, 256 parsel sayılı taşınmazın ise 109 ada 22 parsel olduğu, malik hanesinin boş olduğu ve Ceyhan Kadastro Mahkemesi’nin 2002/9 Esas sayılı dosyası ile davalı olduğunun belirtildiği, eldeki dosya kapsamına göre, Kadastro Mahkemesinde davanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 165. maddesine göre; “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise Mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” O hâlde; Kadastro Mahkemesindeki dava sonucunda, taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak verilecek hükmün, eldeki davayı etkileyeceği tartışmasız olup, anılan dava dosyasının sonucunun beklenilmesi gerekeceği açıktır. Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak görülmekte olan dosya getirilerek, HMK’nin 165. maddesi gereğince bekletici mesele yapılması, anılan davanın kesin olarak karara bağlanmasından sonra toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin asıl-birleşen davada davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan asıl-birleşen davada davalıya verilmesine, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.