Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/23 E. 2019/10435 K. 25.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/23
KARAR NO : 2019/10435
KARAR TARİHİ : 25.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, 225 nolu parselin ifrazından oluşan dava konusu 728 nolu parselde davacı vekil edenin 75/97, davalı …’nün ise 22/97 pay maliki olduğunu, davalı tarafın kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan 2009 yılında yol yapmak suretiyle taşınmaza fiili olarak el attığını, taşınmaz ile ilgili kamulaştırma bedeli tespiti ve tescil davasının halen devam etmekte olduğunu belirterek, 2009 tarihinden dava tarihine kadar ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım
il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dava konusu taşınmaz ile ilgili … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/22 Esas ve 2014/92 Karar numaralı dosyasında kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasının bulunduğu, dava tarihinin 16.05.2012 karar tarihinin ise 25.02.2014 olduğu, bu tarih itibari ile taşınmazın mülkiyetinin tamamının eldeki davamızın davalısı Karayolları Genel Müdürlüğüne geçtiği, davacının talebi dava tarihi olan 27.09.2013’e kadar ecrimisile hükmedilmesi iken, Mahkemece Kamulaştırma davasının dava tarihi olan 16.05.2012 tarihine kadar ecrimisile hükmedildiği, Mahkemenin bu kabulünün HGK’nin 19.09.2019 tarihli ve 2017/1-1273 Esas, 2019/911 Karar sayılı kararında da belirttiği ”.. yerel mahkemece kamulaştırmasız el atılan dava konusu taşınmazın daha sonra idarece kamulaştırıldığı, mülkiyetin ise idarenin açtığı davada mahkemece verilen terkin kararı ile idareye geçtiği gözetilerek, davacının bu terkin karar tarihine kadar ecrimisil talep edebileceği yönündeki direnme kararı yerindedir.” ilkesi karşısında doğru olmadığı, dava konusu kamulaştırılan taşınmazda mülkiyetin idareye geçme tarihi 25.02.2014 olsa da ancak dava tarihine kadar ecrimisil istenebileceğinden, eldeki davamızın dava tarihi olan 27.09.2013’e kadar ecrimisile hükmedilmesi gerektiği kabulü ile Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir.
3. Bundan ayrı dosya kapsamındaki bilirkişi raporu incelendiğinde her yıl için hesaplanan ecrimisil miktarına objektif değer artışı uygulandığı görülmüştür ki az yukarıdaki ilkelerde açıklandığı üzere bu yöntem Dairemiz uygulamalarında var olmayan yanlış bir hesaplama yöntemidir ve bu yöntemle yapılan hesaplamaya dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları (2) ve (3) nolu bendde açıklanan sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bendde açıklanan sebeplerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6001 sayılı …’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un 12. maddesine göre; davalı …’nden harç alınmasına yer olmadığına, 25.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.