Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/261 E. 2020/1467 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/261
KARAR NO : 2020/1467
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak-Tasarrufun İptali

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin işlettiği taşocağında haczedilen taş kırma makinesinin müvekkiline ait olduğunu, söz konusu makinenin finansal kiralama yoluyla satın alındığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacıyla aralarında işlem yaptıklarını, borçlunun arasında organik bağ bulunan davacı üçüncü kişi şirket ile yaptığı muvazaalı tasarrufun iptali ile davacı üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda, istihkak davasının reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin verilen karar temyiz edilmiş, Dairemizin 25.5.2017 tarihli ve 2016/15309 Esas, 2017/7759 Karar sayılı ilamı ile davacının dava dilekçesine ekli finansal kiralama sözleşmeleri, buna ilişkin ödeme planı ve faturalarının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilmesi ondan sonra taraflarca sunulan diğer deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak mal borçlu elinde haczedilmiş olmasına rağmen noter belgesiyle davacıya satılmış olduğu gerekçesi ile istihkak davasının kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nin 97/17, 277-280. maddeleri gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
T.C. Anayasasının 141/3. maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir, bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olaya gelince, Mahkemece, istihkak davası hakkında gerekçeye yer verilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesine rağmen Mahkemece oluşturulmuş herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır. Bu bakımdan karşı dava açısından ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar olmadığına göre Mahkemece; önceki kararla bağlı olmaksızın yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınarak hüküm tesisi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.