Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2635 E. 2020/5528 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2635
KARAR NO : 2020/5528
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.04.2017 tarihli ve 2016/939 Esas, 2017/422 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin haczedilen malları 17/06/2013 tarihinde satın aldığını, 08/01/2014 tarihinde icraen satış işlemine gelinmesi sırasında haczin öğrenildiğini,borçluya veya üçüncü kişiye İİK’nin 103 maddesi gereğince zabıt varakası bırakılmadığını, haciz işlemine karşı üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulmadığını, İİK’nin 96-99. maddelerindeki istihkak prosedürlerinden herhangi biri işletilmediğinden hacizli malın satılarak bedelinin alacaklıya ödenmesine kadar dava açılabileceğini, satış günü olaydan haberdar olduklarından davanın süresinde açıldığını açıklayarak, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 4.6.2018 tarihli ve ve 2018/ 76 Esas, 2018/ 1410 Karar sayılı kararı ile; istihkak davasında mülkiyet durumunun haciz tarihi itibari ile değerlendirileceği, davacı tarafın haciz tarihi itibarı ile mülkiyet iddiası bulunmadığı, davacının dava açma sıfatı olmadığı gerekçesi ile; davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine, davacı üçüncü kişi vekili ile vekalet ücreti yönünden davalı alacaklı vekili kararı temyiz etmiş, Dairemizin 11.10.2018 tarihli 2018/13464 Esas, 2018/17142 Karar sayılı ilamı ile; davacı üçüncü kişinin dava tarihinde mahcuzlar üzerinde tasarruf yetkisi olduğuna göre, dava tarihi itibariyle aktif dava ehliyetine sahip bulunduğunun kabulü gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek öncelikle süreye ilişkin itirazları da incelenmek sureti ile davanın esası hakkında karar vermesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 24.1.2019 tarihli 2018/3325 Esas, 2019/121 Karar sayılı kararı ile, haciz yapılan adresin, haciz tarihinde dosyada bulunan 28/02/2017 tarihli Artvin Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabına göre, 07/01/2013 tarihinden itibaren davacı şirketin şube adresi olduğu, haciz sırasında adreste bulunan …’ın icra dosyası içerisinde bulunan SGK bildirgesine göre davacı şirketin çalışanı olduğu, bu nedenle davacı üçüncü kişinin şube adresinde 16/05/2013 tarihinde yapılan hacizden haciz tarihi itibariyle haberdar olmalarının kabulü gerekeceği, davanın ise haciz tarihinden itibaren yasal 7 günlük süre geçtikten sonra açıldığı, bu nedenle davanın süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili ile vekalet ücreti yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre 16.05.2013 tarihli dava konusu haciz, borçlu şirket çalışanı …huzunda gerçekleştirilmiş, haciz sırasında anılan kişi ‘’işyeri sahibi … ve şirket yetkilisi şu an burada yoktur ‘’şeklinde beyanda bulunmuş olup, beyanda ismi geçen … borçlu şirket kefili olarak dayanak senette yer almış, borçlu şirket ile birlikte dosya borçlusu olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, haciz tutanağında adres olarak borçlu şirket şantiyesi diye açıklama yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar takip dosyası içerisinde yer alan 04.12. 2013 tarihli SGK kayıtlarına göre, hacizde hazır bulunan Tolga isimli şahsın üçüncü kişi şirket çalışanı olduğu görülmekte ise de, anılan belge haciz tarihi itibari ile çalıştığı yere ilişkin net bilgiyi içermemektedir. Ayrıca, Mahkemece, Vergi Dairesi kayıtlarına göre üçüncü kişinin haciz yapılan adreste, 7.1.2013 tarihinde şube olarak faaliyetine başladığı kabul edilmiş ise de, Vergi Dairesi kayıtları beyana dayalı olarak düzenlendiği gibi, Vergi Dairesi kayıtlarında dahi üçüncü kişinin şube adresi 17.1.2013 tarihinde açılmakla birlikte, faaliyetin 17.6.2013 tarihinde başladığı da bildirilmiştir. Bunların yanında, haciz adresinin, üçüncü kişinin ticaret sicil adresi olmadığı da görülmektedir.
İstihkak iddiasını daha önce ileri sürme olanağı bulamayan 3. kişi, haczi öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde, hacizli mal hakkında, görevli ve yetkili mahkemede istihkak davası açabilir ( İİK 97/9. md).
Eldeki dava da, doğrudan açılmış olup, bunu engelleyen bir yasal düzenleme bulunmamakta olup dava konusu haczin dava tarihinden önce öğrenildiğine dair dosyaya yansıyan bilgi ve belge olmadığına göre, istihkak iddiasının yasal süresi içerisinde ileri sürüldüğünün kabulü ile işin esasının incelenerek, bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 29.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.