Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2706 E. 2021/3809 K. 22.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2706
KARAR NO : 2021/3809
KARAR TARİHİ : 22.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili ile davalılar …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalıların taşınmaz üzerindeki evlerden, seralardan, ağaçlardan ve taşınmazın zemininden bedelsiz olarak yararlandıklarını öne sürerek taşınmaz üzerindeki işgale son verilmesine ve 2006-2011 yılları arasına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 12.000 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.01.2018 tarihli dilekçesi ile taşınmaz üzerinde bulunan binalar yönünden paya isabet eden 8.326,39 TL’nin davalılar …,… ve …’den, seralar bakımından ise 23.421,00 TL’nin dahili davalı …’ten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili ile davalılardan …, …, …, …,… ve …, taşınmazda herkesin hissesine isabet eden bölümü kullandığını, davacı Bankanın hissesine isabet eden kısmın ise dahili davalı … tarafından kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/17445 Esas, 2015/2131 Karar sayılı ilamı ile, dosya içeriğinden, toplamda 983,00 TL avansın yatırılması için HMK’nin 120/2. maddesi gereğince iki haftalık kesin süre verilen ve kesin süre içerisinde avansın mahkeme veznesine yatırılmamış olması halinde HMK’nin 114/1-g maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren 25.10.2011 tarihli duruşma zaptının anılan duruşmada mazeretli olan davacı vekiline 16.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı tarafça mahkemece belirlenen avansın 22.11.2011 tarihinde PTT kanalı ile yatırıldığı, PTT aracılığı ile yapılan ödemelerin süresinde yapılmış sayılacağının kuşkusuz olup bu durumda davacının mahkemece belirtilen kesin süre içerisinde belirlenen avansı yatırdığının kabul edilmesinin gerektiği, hâl böyle olunca, işin esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda davacının hissesine davalılarca elatıldığının sabit olduğu gerekçesi ile taşınmaz üzerindeki elatmalarının önlenmesine, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca 31.747,39 TL ecrimislin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar davalı … vekili ile davalılardan …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı ve hükmü temyiz eden davalılar açısından paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından, dava konusu 1425 parsel sayılı taşınmazın 14.250 m2 yüzölçümünde olup öncesinde 1716/4250 payının dahili davalı …’e, 1350/14250 payı davalı …’ya, 1085/14250 payı davalı …’ye, 10099/14250 payınnın ise davalı …’a ait olduğu, … adına kayıtlı hissenin Finike İcra Müdürlüğünce yapılan 25.06.2001 tarihli ihale ile alacağa mahsuben davacı Bankaya ihale edildiği, eldeki davanın başlangıçta paydaşlar …, … ve … aleyhine açıldığı, bilahare dava tarihi itibarı ile taşınmaz üzerinde kayıttan-mülkiyetten kaynaklanan herhangi bir hakkı bulunmayan …’in davaya dahil edildiği, davalılardan …’nin yargılamanın devamı esnasında vefat etmesi üzerine tüm mirasçılarının davada yer almasının sağlandığı anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olayda, Mahkemece icra edilen keşif uyarına tanzim edilen bilirkişi raporları ve davalıların beyanları uyarınca taşınmazın tüm paydaşları arasında kabul edilmiş olan fiili bir kullanım biçiminin oluştuğu, davacı Bankanın fiili kullanım alanına isabet eden ve fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen rapor ekindeki krokide F harfi ile gösterilen cam sera alanı ile batı kısmındaki boşluktan ibaret toplam 1.700,00 m2 lik alanın dahili davalı … tarafından kullanılmaya devam edildiği, davacı vekilinin 02.01.2018 tarihli talep arttırım dilekçesinde dava konusu taşınmazın ve üzerindeki seraların kimler tarafından kullanıldığına ilişkin yapılan keşifte bir kısım davalıların beyanı ile bilirkişi raporunda müvekkili Bankanın hissesine düşen yerin dava dışı … tarafından kullanıldığının tespitinin yapıldığını, bu durumun, müvekkili Banka tarafından sebebiyet verilmeyen, kabul edilebilir bir yanılgıya dayanan bir olgu olduğunu, bu sebeple, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilmeyen, fakat yapılan keşif ile müvekkili Bankanın hissesine düşen yeri kullandığı tespit edilen dava dışı …’in, diğer davalılar yanında davalı sıfatı ile davaya dahil edildiğini beyan ettikten sonra taşınmaz üzerindeki binalar açısından 8.326,39 TL ecrimisilin davalılardan, F harfi ile gösterilen sera ve batısındaki boş arazi açısından 23.421,00 TL ecrimisilin dahili davalı …’ten tahsiline karar verilmesinin talep edildiği göz önüne alındığında, dava konusu taşınmazda davacının payına karşılık olarak çekişmesiz olarak kullanabilececeği alanlar olduğu ve paydaşlar arasında fiili kullanım biçiminin oluştuğu hususunda tereddüt olmadığından, açıklanan ilkeler ışığında, dahili davalı … haricindikiler yönünden elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminin ret edilmesi gerektiği açıktır.
O halde, Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yerleşik Daire uygulaması ve dosya kapsamı ile örtüşmeyen gerekçe ile dahili davalı … haricindekiler yönünden davanın kabul edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı … vekili ile davalılardan …, …, …, … ve …’ın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı … ve davalı … ve müştereklerine ayrı ayrı iadesine, 22.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.