Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2783 E. 2021/2437 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2783
KARAR NO : 2021/2437
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı … … yönünden davanın Aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacılar yönünden ise karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların maliki oldukları 1567 ada 11 parsel taşınmaza Otel inşaatı esnasında 7 parselden taşma yapıldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla inşaatın durdurularak haksız müdahalenin önlenmesi ve taşkın kısmın yıkılarak bahçenin eski hale getirilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda; davacı … …’ın davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davasının husumet nedeniyle reddine, Mahkemenin 2013/37 Esas ve 2014/564 Karar sayılı ilamı ile diğer davacılar …, …, …, …’un davalarının kabulüne dair verilen karar kesinleştiğinden, bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olaya gelince; Mahkemece 12.09.2011 tarihinde verilen ilk kararda davacıların davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.11.2012 tarihli 2012/8083 Esas ve 2012/12214 Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin binayı yaptığı taşınmaz maliki olan …’in davaya dahil edilmesi için davacıya önel verilmesi, ondan sonra taraf delilleri değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak 10.11.2014 tarihinde verilen kararda davanın kabulüne; bilirkişi Kadir Aypar’ın 02.03.2010 tarihli 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/15 D.İş sayılı dosyasına sunmuş olduğu rapor ve koordinatlar dikkate alınarak dava konusu 13 m2 yere yapılan tecavüzün kal suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 26.10.2017 tarihli 2015/3153 Esas ve 2017/5827 Karar sayılı ilamı ile “…davacı … … dışındaki davacıların adına kayıtlı olan çekişme konusu 1567 ada 11 parsel sayılı taşınmaza fen bilirkişisinin 22.01.2011 tarihli krokisinde belirlenen 13 m2’lik alana davalı tarafın müdahalesi saptanarak ve 4721 sayılı TMK’nin 725. maddesindeki koşulların davalı lehine gerçekleşmediği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine, Ancak, dava 01.07.2010 tarihinde açılmış olup davacı … … dava konusu 1567 ada 11 sayılı parselde bulunan maliki olduğu 1 ve 3 nolu bağımsız bölümleri 13.04.2010 tarihinde dava dışı Mehmet Sinan Sekben’e devretmiş olup dava tarihinde dava açma sıfatı yoktur.Hal böyle olunca, davacı … … bakımından davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile anılan davacı yönünden de kabul kararı verilmiş olması doğru değildir…” gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olup davacı … …’ın davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davasının husumet nedeniyle reddine, Mahkemenin 2013/37 Esas ve 2014/564 Karar sayılı ilamı ile diğer davacılar …, …, …, …’un davalarının kabulüne dair verilen karar kesinleştiğinden, bu davacılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmişse de bozma kapsamı dışında kalan hususlarda açıkça onama kararı bulunmadığından, bu haliyle kararın infazında tereddüt hasıl olacağından ve HGK kararları da bu yönde olduğundan mahkemece HMK’nin 297/2. maddesi gereği tüm talepler yönünden yeniden hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz taleplerinin kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.