Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2990 E. 2019/8497 K. 03.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2990
KARAR NO : 2019/8497
KARAR TARİHİ : 03.10.2019

MAHKEMESİ : …
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
İLK DERECE
MAHKEMESİ : …

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı 10.02.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 30.06.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 5.000 USD’den 2016 yılı Haziran ayı kira alacağı ile kira sözleşmesinin 10.maddesi gereğince muaccel hale gelen 2016 yılı Temmuz ayından 2017 yılı Ocak ayına kadarki kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 12.07.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 15.07.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia edene hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili ile karşı taraf arasında hukuki geçerliliği olan bir kira sözleşmesinin bulunmadığını, söz konusu kira sözleşmesinin karşı tarafın tefecilik suçunu örtbas etmek için uydurduğu bir belge olduğunu, karşı tarafın müvekkiline ait olan taşınmazda gerçek anlamda mülkiyet hakkına haiz olmadığını, karşı tarafın söz konusu taşınmazı müvekkilinden hile ve tefecilik ile elde edip bir de başka bir firmaya kiraya verdiğini bildirerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, borçlu tarafından imza itirazında bulunulmadığı ve kira sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulmadığı, ayrıca anahtarı davacıya teslim ettiğine ilişkin bir kanıt sunmadığı, davalı tarafça da 3.kişiye kiraya verildiğinin kabul edilmemekte olduğu, davalı tarafça takibe konu edilen kira bedellerinin ödendiğini İİK’nin 269/c maddesinde belirtilen herhangi bir belge ile ispat edemedikleri, kiralanan taşınmaz işyeri olarak kullanıldığından ve davalı taraf tacir olduğundan, muacceliyet koşulunun geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının kaldırılmasına, temerrüt nedeniyle davalının mecurdan tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, 2016 yılı Haziran ayı kira bedeli ile sözleşmenin 10. maddesi gereği muaccel hale gelen 2016 yılı 7,8,9,10,11,12. ayları ve 2017 yılı Ocak ayı kira bedellerinin aylık 5.000 USD üzerinden tahsilinin ve taşınmazın tahliyesinin talep edildiği, icra takibinde kira ilişkisine ve takip konusu kira bedeline itiraz edilmemişse davacı alacaklıya kira ilişkisini ispat külfetinin yüklenemeyeceği, davalının dava konusu kirayı tamamen ödediğini, mecuru fiilen tahliye edip anahtarını kiraya verene teslim ettiğini ispat edemediği anlaşılmakla incelenen mahkeme kararının HMK’nin 353/1-b/1 maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1. Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın takip tarihi itibariyle muaccel 2016 yılı Haziran ayı kira alacağına yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davalı vekilinin kira sözleşmesinin 10.maddesi uyarınca muaccel hale geldiği iddia olunan kira alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında düzenlenen 10.02.2014 tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralayanı Vesa Turizm Seyehat ve Yatırımları Ltd.Şti. olup, kiracısı … olan sözleşme ile kira sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren 24 ay müddetle kira bedeli ödememek üzere kiralanan, …’a kiraya verilmiş, ancak bu 24 aylık süre hitamında taraflarca bir rakam üzerinde anlaşma sağlanamamış olması halinde, kiracı tarafından kiralanan taşınmazın teslim edileceği, teslim edilmez ise aylık 5.000 USD’nin ödeme tarihindeki TL karşılığının kira bedeli olarak ve ödenecek kira bedelinin ayın ilk günündeki kur üzerinden KDV’sinin ilavesi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Öte yandan kira sözleşmesinin 10. maddesi ile “Peşin olarak ödenmesi gereken aylık kira bedellerinden herhangi birisinin zamanında ödenmemesi halinde, o kira dönemine ait tüm kira bedelleri muacceliyet kesbedecektir” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine 30.06.2016 tarihinde başlatılan icra takibinde muaccel olan 2016 yılı Haziran ayı kira alacağı ile birlikte, dönem sonuna kadarki kira alacağının da tahsili talep edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’inci, temerrüt faizine ilişkin 120’inci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’inci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK’nin 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasa’nın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasa’nın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’üncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Dosya içeriğinden, davalı kiracı … gerçek kişi olduğundan tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar kamu düzenine ilişkin olduğu halde davalının Ticaret Sicili ve Odasında kaydının bulunup bulunmadığı, Vergi Dairesi veya Mal Müdürlüğünden bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı hususları sorulup gerektiğinde davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalı …’ın tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının tacir olması durumunda muacceliyet şartının geçerli olacağı gözetilerek kira alacağının buna göre hesaplanması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin muaccel hale gelen kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.