YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3221
KARAR NO : 2019/10323
KARAR TARİHİ : 14.11.2019
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esasten reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harcını da yatırdığı 06.04.2016 havale tarihli dilekçesinde talep miktarını 62.092 TL’ye yükseltmiş, harcını da yatırdığı 12.06.2018 tarihli dilekçesi ile talebini 83.718,25 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair ilk kararı, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü ile 62.092 TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair ikinci kararı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 Sayılı TMK’nin 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 19.02.1998 tarihinde evlenmiş, 27.06.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202). Tasfiyeye konu 654 ada 19 parsel sayılı taşınmaz (tripleks bina ve arsası), eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 18.11.2009 tarihinde kaba inşaat halinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş ve evlilik birliği içinde oturulabilir hale getirilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Mahkemece, hükme esas alınan 10.05.2018 tarihli bilirkişi raporundan hareketle, her ne kadar davacının katılma alacağı 116.641,75 TL olarak hesaplansa da, taleple bağlı kalındığı belirtilerek yazılı miktara hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, boşanma dava dosyası arasında bulunan ve ilgili bankadan celp edilen kayıtlardan, davalı tarafından dava konusu taşınmazın edinilmesi sırasında …’tan 10.12.2010 tarihinde 88.000 TL bedelli 48 ay vadeli konut kredisi kullanıldığı, boşanma dava tarihi olan 27.06.2012 tarihine kadar 18 taksidin ödendiği, 30 taksidin sonraya kaldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, …’ın davalıya 10.12.2010 tarihinde 88.000 TL konut kredisi kullandırdığını beyan etmesine rağmen bu tarihli krediye ait bilgileri ve geri ödeme planını göndermemesi nedeniyle mal rejimi sona erdikten sonra davalının yükümlü olduğu kredi geri ödemesinin mevcut olup olmadığı, mevcutsa ne kadar olduğu gibi hususların dosyada bulunmadığı açıklanarak anılan kredi dikkate alınmaksızın hesaplama yapılmış ve davacının taşınmazın keşif tarihindeki değerinin yarısı oranında 116.641,75 TL katılma alacağı olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamalarına göre, tasfiyeye konu taşınmazın edinme tarihi itibariyle değeri göz önünde bulundurularak taşınmazın edinilmesinde kullanılan kredinin boşanma dava tarihine kadar ödenen ve boşanma dava tarihinden sonraya kalan taksit miktarları oranlama yapılmak suretiyle dikkate alınarak davacının katılma alacağının hesaplanması, gerekirse bu hususta konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.